(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K. m. 428)
Dava: İsmet D. ile Hazine ve Çömlekoba Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Doğanşehir Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 14.12.2004 gün ve 226/647 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları açıklanan taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve köy temsilcileri yargılama oturumlarına katılmamış ve herhangi bir savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddesi hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Tespit dışı bırakma işleminde, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tespit işlemi değil ise de, görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durum belirlenmiş olduğundan yapılan bu işlem, bir kadastro işlemidir. Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir yerin, Türk Medeni Kanununun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı ve kadastro paftasının 03.11.1987 tarihinde düzenlenerek aynı tarihte kesinleştiği Kadastro Müdürlüğünün 03.12.2004 gün ve 2982 sayılı yazısı ile bildirilmesi üzerine, mahkemece paftanın düzenlendiği tarihten, davanın açıldığı 19.07.2004 tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin geçmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Tespit dışı bırakılan yer hakkında komisyon veya mahkeme kararıyla bir belirleme yapılmamış ve kadastro tutanağı düzenlenmeden pafta düzenlenmesi suretiyle hukuksal durum belirlenerek tespit dışı bırakma işlemi tamamlanmış ise, paftanın düzenlendiği tarihin esas alınması ve kazanmayı sağlayan sürenin bu tarihe göre hesaplanması doğru olmaktadır. Ne var ki, hüküm tarihinden sonra davacı vekilinin temyiz dilekçesine eklediği Kadastro Müdürlüğünün 23.12.2004 gün ve 3256 sayılı yazısında, dava konusu taşınmazın bulunduğu Çömlekoba köyü kadastrosunun 03.12.1981 tarihinde kesinleştiği açıklanmıştır. Dava konusu yere ilişkin paftanın kesinleşmesi, anılan tarihten sonra olamayacağına göre, hakkın özünü etkileyen bir çelişki ortaya çıkmıştır. Her ne kadar aynı idarenin yetkilisinin değişik tarihlerde aynı taşınmaz hakkında mahkeme kararı üzerinde tartışma yaratacak nitelikte resmi yazı yazmış olması, görevli hakkında ceza koğuşturması yapılmasını gerektirip gerektirmeyeceği mahallinde değerlendirilecek bir konu ise de, öncelikle kazanmayı sağlayan zilyetliğin başlangıç tarihinin belirlenmesi için yukarıda açıklanan çelişkinin giderilmesi, davanın niteliğine göre araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy