(766 S. K. m. 2)
Dava ve Karar: Abdullah Koçak ile Silifke Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Silifke Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.10.2003 tarih ve 3/970 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Belediye vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, 1022 ve 1023 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 1022 parsel hakkındaki davanın kabulüne, 1023 parsel hakkındaki davanın feragat sebebi ile reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ait bölümü davalı Belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1022 parselin esası 921 parseldir. 921 parsel 30.09.1986 gününde 2981 s. Yasa hükümleri uyarınca yapılan uygulama sonucu arsa niteliğiyle Silifke Belediye Başkanlığı adına tapuya tescil edilmiş, 02.10.1991 gününde ifraz sonucu 1022 ve 1023 parseller oluşmuştur. Davacı tescilden önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tapu Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısında dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 766 s. Yasanın 2. maddesi kapsamına giren yerlerden olması sebebiyle tesbit dışı bırakıldığı bildirilmiştir. Taşınmazın hangi tarihte tespit dışı bırakıldığı açıklanmamış ise de yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, davacının 1973 ile 1974 yıllarında bu yere zilyet olduğunu, ev yapmak ve ağaç dikmek suretiyle zilyetliğini sürdürdüğünü bildirmişlerdir. Bu açıklamalara göre davacının zilyetliği 1973 yılında başlamış olmaktadır. Bu tarihten 921 parselin tapuya tescil edildiği 1986 gününe kadar 20 senelik kazanma koşulları ve süresi geçmemiş bulunmaktadır. Bir yerin imar-ihya veya kazandırıcı zaman aşımı yoluyla tapuya tesciline karar verilebilmesi için dava veya tescil gününe kadar 20 yıldan fazla süre ile ekonomik amacına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekir. Somut olayda taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı hususu üzerinde durulmamış ise de zilyetliğin başlangıç gününden dava gününe kadar kazanma süresi geçmemiş olmaktadır. Açıklanan sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Belediye vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 1022 parsele ait bölümünün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.880.000.- TL. peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 09.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy