(1086 S. K. m. 428)
Dava: Bilal Tarhan ile Hazine, Abdullah Kayhan ve Mehmet Kayhan aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Altınekin Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.04.2004 gün ve 111/25 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine temsilcisi, Abdullah Kayhan ve Mehmet Kayhan taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeni adına tespit ve tescil edilen 249 ada 11 parselle bir bütün olan taşınmazın bir bölümünün kadastro çalışmaları sırasında davalı gerçek kişiler adına tespit edilen 5 ve 10, bir bölümünün de Hazine adına tescil edilen 43 parsel kapsamında kaldığını ileri sürerek kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle taşınmazın bu bölümlerine ait tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Abdullah Kayhan ve Mehmet Kayhan 5 ve 10 parsellerin hükmen adlarına tescil edildiğini, davacının bu yerde bir hakkının bulunmadığını, davalı Hazine temsilcisi de aynı nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 12.4.2004 günlü krokide A harfi ile gösterilen 500, B harfi ile gösterilen 6560 ve C harfi ile gösterilen 2820 m2 yerlere ait 5, 10 ve 43 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine temsilcisi ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıya ait 249 ada 11 parsel, 19.7.1995 gün ve 22 nolu tapu kaydı ile zilyetliğe dayanılarak 6.5.1996 tarihinde, dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan 5 nolu parsel 18.2.1999 tarihinde, 10 parselde 6.1.1999 tarihinde hükmen davalılar adına paylı olarak tespit edilmişlerdir. Kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre, 5 nolu parsel 1.11.1957 gün 808, 10 nolu parselde aynı tarih 669 numaralı tapu kaydına dayanılarak Hazine adına tespit edilmiş, davalı gerçek kişilerin açmış oldukları tespite itiraz davası sonunda 5 ve 10 parsel davalı gerçek kişiler, parselde 10 parselden ifraz edilen bölüm 43 parsel olarak Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı adına tespit ve tescil edilen 11 parsele revizyon gören dayanak tapu kaydı Hazinenin dağıtımıyla davacının satıcısına geçmiş 1995 tarihinde tapudaki satışla davacı adına tescil edilmiştir. Dayanak tapu kaydında yazılı miktar kadar yer 11 parsel numarasıyla davacı adına yazılmış bulunmaktadır. Diğer yönden davacı dava konusu taşınmaz bölümlerine, 11 parseli satın aldıktan sonra taşınmaza zilyet olduğunu bildirmiştir. Bu açıklamalara göre davacının zilyetliği dayanak tapu kaydını satın aldığı 1995 tarihinden başladığının kabulü gerekir. Tapulu bir taşınmazın kanunlarda yazılı haller dışında zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir. Bu tür uyuşmazlıklarda, taşınmazın tapuya tescil edildiği tarihe kadar kazanıldığının kanıtlanması gerekir. Somut olayda dinlenen tanıklar davacının satıcının 1957 yılından bu yana Hazinenin dağıtımı sonucu bu yere zilyet olduğunu açıklamıştır. Bu tarihten dayanak tapu kaydının esası olan belirtme tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Tüm bu açıklamalara göre dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan 5, 10 ve 43 parsellere revizyon gören dayanak tapu kayıtlarının oluşum tarihine kadar satıcının zilyetliği iktisaba yeterli değildir. Mahkemece bu olgular göz önünde tutulmaksızın dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacı adına tespit edilen 11 parselin devamı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisi ile davalı gerçek kişilerin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmada oybirliğiyle gerekçe ve kapsam yönünden oyçokluğuyla 25.11.2004 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Davacı, Toprak Tevzii Komisyonunca oluşturulan ve mirasen intikalden sonra Hatice Gökcan'ın adına intikal yoluyla (07.09.1994 tarih ve 12 nolu tapu kaydı) oluşturulan tapulu yeri bu kişinin tapu idaresinde 19.07.1995 tarihli resmi satışından edinmiştir. Davacının kayden edindiği tapunun ilk tesisinde merciilerce oluşturulmuş fenni sıhhate haiz haritası mevcuttur. Kuşkusuz tapu kaydının haritaya bağlı olması halinde kapsamı haritasıyla belli edilir. Haritaya dayalı bir tapuyu kayden edinen kişinin komşu taşınmazlar kapsamındaki yerler için bayiinin elmenliğine ya da kendi işgaline tutunarak dava dilekçesinde yazılı iddialarla açtığı iş bu tapu iptal ve tescil davasının dinlenme olanağı yoktur. Davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere kabulü doğru değildir. Daire çoğunluğunun bozma gerekçelerine katılıyorum. Ayrıca açıkladığım nedenle de bozma yapılması gerektiği kanaatindeyim. 25.11.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy