(4721 S. K. m. 713)
Dava: Mehmet Salih Budaksal ve müşterekleri, birleşen dava davacısı Selman Güven, itiraz davacısı müdahil Korhan Mutlu ile Hazine ve Üsküdar Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasında davacıların davasının kabulüne, birleşen davanın açılmamış sayılmasına dair Üsküdar 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.04.2004 tarih ve 46/175 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Mehmet Salih Budaksal ve arkadaşları vekili, miras, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle dava dilekçesinde yazılı taşınmazların vekil edenleri adına,
Diğer davacı Selman Güven vekili, tescil konusu taşınmazın vekil edenine ilişkin olduğunu, davacıların açmış olduğu davanın reddine, vekil edeni adına,
Tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davaya katılan Korhan Mutlu, dava konusu taşınmazı üçüncü kişiden satın aldığını, davacıların ayrı ayrı açtıkları davaların reddine karar verilmesini ileri sürmüştür.
Davalı Hazine ve Üsküdar Belediye Başkanlığı vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı Selman Güven'in davasının HUMK. nun 409. maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına, davacı Mehmet Salih Budaksal ve arkadaşlarının açmış oldukları tescil davasının kabulüne, 04.11.2002 tarihli krokide belirtilen 3882 m2 yerin paylı olarak adlarına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ait bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Kadastro tutanağı dosya arasında bulunmamakla birlikte, Kadastro Müdürlüğünün dosya arasındaki karşı yazısında, dava konusu taşınmaz 1958/851 numaralı karar ile tesbit dışı bırakılıp kadastro tahrir varakasının düzenlenmediği bildirilmiştir. Asliye ve Kadastro Mahkemesi arasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığı sebebiyle dava konusu taşınmazın tesbit dışı bırakılan bir yer olduğu Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu merci tayini yoluyla belirlenmiş, bu sebeple davaya Asliye Hukuk Mahkemesince el konulup yürütülmüştür. Bu açıklamalara göre, dava konusu taşınmaz tesbit dışı bırakılan bir yerdir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacılar ve miras bırakanlarının dava gününden geriye doğru 100 seneyi aşkın bir süreden bu yana koşullarına uygun olarak tasarruf ettiğini bildirmişlerdir. Paftaya göre, sınırında yer alan 6 ve 7 parseller de mahsus sütununda yazılı tapu kayıtlarına dayanılarak davacıların miras bırakanı adına tesbit edilmiş, daha sonra satış ve devirlerle başka kimseler adına tapuya tescil edilmiştir. Bütün bu açıklamalar karşısında dava konusu yerin dava gününe kadar koşullarına uygun olarak davacılar tarafından tasarruf edildiği kanıtlandığına, uyuşmazlığın niteliğine göre kanuni ilanlar ve incelemeler yapılmış bulunduğuna göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Kadastro Müdürlüğünün dosya arasında bulunan 25.05.1998 tarihli karşılık yazısında 946 ada 5 parselin malik hanesinin açık bırakıldığı belirtilmiştir. Bu bilgiler ve 946 ada 5 parselin dosya arasındaki tapu kaydının fotokopi örneğine göre, mülkiyet hanesi açık bırakılmak suretiyle geometrik durumu belirlenmiş olmaktadır. Bu bilgiler karşısında görev hususunun düşünülmesi gerekir ise de, az öncede belirtildiği üzere ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığı sebebiyle dava konusu taşınmazın tesbit dışı bırakıldığı Yüksek Yargıtay 20. Hukuk Dairesince verilen merci kararında belirtilmiştir. 946 ada 5 parsele ilişkin tapu kaydında Sultan Mahmudu Evvel Vakfından İcareli olduğu açıklanmıştır. Mahkemece tesbit dışı bırakılmış olmakla birlikte dava konusu taşınmazın vakıf yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır. Dava konusu yerin TMK. nun 713/1. maddesi uyarınca tesisi istenildiğine göre aynı maddenin üçüncü fıkrası gözönünde tutularak davanın Vakıflar Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, Vakıflar Yasası hükümleri gözönünde tutularak taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi, gerekirse bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılması, tasfiyeye tabi tutulup tutulmadığı, kazanılacak yerlerden bulunup bulunmadığının araştırılıp belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy