(4721 S. K. m. 713, 719) (1086 S. K. m. 275) (2709 S. K. m. 36) (YHGK 30.03.1994 T. 1993/8-939 E. 1994/176 K.)
Dava: Bağdat Kılınç ile Hazine ve Kömürcü Köyü Tüzel Kişiliği, müdahil Cemal Tatlıcan aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Niğde 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.10.2003 gün ve 484/683 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili ve müdahil Cemal Tatlıcan taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve hudutlarını yazdığı 4 parça taşınmazın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine istinaden adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davaya müdahale eden Cemal Tatlıcan, dava konusu taşınmazların dedeleri Tevfik Tatlıcan'dan miras olarak kaldığını, davacı halasının bu taşınmazları sahiplenmek istediğini, dava konusu yerleri kendi aralarında 1/5 oranında bölüşerek yıllardır ekip sürdüklerini, davacıya 30 dönüm yüzölçümünde bulunan Ayrıtepe mevkiinde yer vererek anlaştıklarını açıklayıp davanın reddine, hisse oranında tescile karar verilmesini istemiştir.
Davaya müdahale eden Erdoğan, Hayri ve Ramazan Tatlıcan'da itirazlarını ileri sürmüşler, ancak harç yatırıp hak talep etmemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm müdahil Cemal Tatlıcan ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlar tapusuzdur. Dava TMK. nun 713.maddesine göre açılmış, olağanüstü zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil davasıdır.
Ziraat mühendisi bilirkişi 06.07.2001 tarihli raporunda; Kızılcık mevkiinde bulunan taşınmazın ekonomik tarım yapmaya elverişli olmadığını, yamaç arazi olması dolayısıyla yoğun bir erozyona tabi olduğunu, çok meyilli olmasının kültürel işlemleri zorlaştırdığını bildirmiştir. Yine aynı bilirkişi, 12.09.2001 tarihli ek raporunda; Körkuyu mevkiindeki taşınmazın çok meyilli birkaç senedir ekilip dikilmeyen, daha önce belirli bir müddet kuru tarım yapılan, buna rağmen çevresindeki taşınmazların durumundan aslının mera özelliği taşıdığını açıklamıştır. Zirai bilirkişinin HUMK. nun 275.maddesi gereği, özel ve teknik bilgiyi gerektiren taşınmazların niteliği hakkındaki görüşüne değer verip Körkuyu ve Kızılcık mevkiindeki taşınmazlar yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken bundan ayrılarak kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davacı vekili, iddianın ispatı için zilyetlik tanıklarını 23.05.2001 ve 05.04.2002 tarihli dilekçeyle mahkemeye bildirmiştir. Mahkemece tanık dinlenmeksizin keşif mahallinde dinlenen yerel bilirkişinin zilyetlik konusunda verdiği bilgi ile yetinilerek davacı adına taşınmazların tesciline karar verilmiştir. Bu tür davalarda iktisabı sağlayan zilyetliğin ispatı gerekir. Zilyetlik olayları maddi olaylardandır. Maddi olaylar tanık ve benzeri delillerle ispat edilebilir. HUMK. nun 275.maddesinde; hangi amaçla bilirkişinin bilgisine başvurulacağı açıklanmıştır. Tanık sözleri ile ispatı gereken bir husus hakkında bilirkişi sözleriyle yetinilmesi doğru olmamıştır. Bilirkişi sözleri zilyetlik konusunda bilgi veren tanık sözlerini tamamlayıcı nitelikte kabul edilebilir. Tanık dinlenmeden yerel bilirkişinin sözleriyle tescil ve iptal kararı verilemez. (HGK 30.03.1994 tarih 1993/8-939 esas, 1994/176 karar)
Davaya harç yatırarak müdahale eden Cemal Tatlıcan'da delil olarak 30.07.2003 tarihli dilekçe ile Sefer Demirtaş'ı tanık olarak bildirmiştir. TC. Anayasası'nın 36. maddesine göre, herkes yargı merci önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Davalının bildirdiği tanık dinlenmeyerek savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Ayrıca, dava konusu taşınmazlardan Çöplü mevkiindeki taşınmaz bir bütün halinde dava edilmiş iken mahallinde yapılan keşif sırasında taşınmazın ortasından dere geçtiği belirlenip iki ayrı kısma ayrılmış, mahkemece de Çöplü mevkiindeki taşınmazın iki parça taşınmaz halinde tesciline karar verilmiştir. Çöplü mevkiindeki bu taşınmazın ortasından dere geçtiğine göre, dereden kazanılma ihtimali üzerinde durulmalı, bu konuda Jeolog bilirkişinin bilgisine başvurulup niteliği araştırılmalı, dereden kazanılıp kazanılmadığı araştırılmalıdır. Eksik incelemeyle karar verilemez.
Kabul şekline göre de; fen memuru bilirkişilerin 06.07.2001 tarihli raporları eki krokinin usulüne uygun olarak düzenlenmediği gözden kaçırılmıştır. TMK. nun 719. maddesine göre; taşınmaz sınırları, tapu planları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir. Bilirkişilerin raporunda arz üzerindeki sınır işaretleri belirtilmemiştir. Kadastro işlemlerine tabi tutulmamış olan dava konusu yerlerin köy ve mevki adları, hudutlarındaki taşınmazlar ve şahıslara ait arazilerin maliklerinin isimlerinin açıkça yazılması gerekir. Hükmün bu haliyle infaz kabiliyeti bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil Cemal Tatlıcan ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 66.450.000.lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden müdahil Cemal Tatlıcan'a iadesine 25.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy