(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: S. Özer ve A. Özer ile E. Özer ve İ. Özer aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Emirdağ Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.09.2003 gün ve 396/764 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.02.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü kimse gelmedi. Dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenleriyle, davalı İ. Özer'in 7.3.1978 tarihinde birlikte satın ve devraldıkları, o tarihten bu yana zilyet oldukları dava konusu taşınmazın davalı Emine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile vekil edenleri ve davalı İbrahim adına paylı olarak tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı E., dava konusu yerin miras bırakan babasından miras ve taksim yoluyla kendisine kaldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı İbrahim, dava konusu taşınmazın eşi davalı E.'ye miras yoluyla intikal eden bir yer olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, dava konusu yerin davalı E.'ye miras ve taksimle isabet ettiği, M. Akkaya'nın davacılar ve davalı İ.'e yaptığı satışın geçerli sonuç doğuramayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 130 ada 146 parsele ait kadastro tutanağında vergi kaydı ve miras yoluyla intikal ve taksime dayanılarak 19.6.1995 tarihinde davalı E. Özer adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar tespit öncesi satın almaya dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlar, davasını kanıtlamak üzere tanık listesi vermişlerdir. Dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapusuz bir yer olup satış ve devir bakımından menkul mal hükmündedir. Menkullerde olduğu gibi tapusuz taşınmazların satış ve devrinin her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Mahkemece, davacı tarafça gösterilen listede ismi geçen tanık S. Kılıç dinlenmediği gibi dinlenmeme sebebi de açıklanmamıştır. Davacılar vekili, tüm yargılama aşamalarında ismi geçen tanığın dinlenilmesini istemiştir. S. Kılıç davacı tarafça tanık olarak gösterildiğine, çağırılıp dinlenmesi için gerekli giderler yatırıldığına göre, çağırılıp dinlenilmeden uyuşmazlığın sona erdirilmiş olması savunmanın kısıtlanması niteliğindedir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunmaktadır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına 22.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy