(3402 S. K. m. 15)
Dava: Hasan Hüseyin Akdeniz ve müşterekleri ile Mustafa Atabek ve müşterekleri, dahili davalılar Hayriye Atabek ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Karapınar Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.07.2004 gün ve 50/197 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava dışı 1744 ada 1 parselle birlikte kendilerine ait olan dava konusu 2 parselin kadastro çalışmaları sırasında kendileri ile davalı Mustafa ve Fatma ile Ahmet adına paylı olarak tapuya tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptal edilerek müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mustafa Atabek ve Fadime Anaözlü, ortak miras bırakan Hafız Ahmet'ten kalan dava konusu parselin 1945 yılında yapılan taksimle kendileri ile diğer mirasçı Ahmet'e intikal ettiğini, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
18 hektar 8700 m2 yüzölçümlü 1744 ada 2 parsele ait kadastro tutanağında, kanunisani 1346 tarih, 909 ve 910 numaralı tapu kaydı ile vergi kayıtları ve kayıt malikleri arasındaki taksime dayanılarak 24.12.1992 tarihinde Hafız Ahmet mirasçıları Mustafa, Ahmet ve Fatma adına tespit edilmiştir. Tapu kaydına göre dava konusu taşınmazlar davalı Mustafa Atabek, Fatma Özlü ve davaya dahil edilen davalıların miras bırakanı Ahmet Atabek adına 1/3 pay esasına göre kayıtlı bulunan bir yerdir. Mirasçılık belgesine göre kayıt maliki Ahmet dava tarihinden önce 12.2.1998 tarihinde ölmüştür. Mahkemece, kayıt malikinin mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle dava yürütülmüştür. Davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili mümkün değildir. Bu tür durumlarda kayıt maliki veya mirasçılarına karşı bağımsız bir dava açılıp ondan sonra bağlantı nedeniyle birleştirme hususunun düşünülmesi ve yargılamaya devam olunması gerekirken, kayıt maliki Ahmet'in mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili yoluna gidilmiş olması doğru değil ise de, dava redde ilişkin olup bu yön sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Davacılar, 1936 tarih 446 tahrir numaralı vergi kaydı ve 60-70 yıllık zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, davalılar taksim savunmasında bulunmuşlardır. Dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapulu bir yer ise de, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi hükmü karşısında kayıt malikleri veya mirasçıları arasında yapılan taksim ve her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Toplanan deliller ve dosya içeriği, diğer iştirakçilerden
Cemil Fes'in ortak miras bırakandan kalan 3 parsel yönünde Karapınar Kadastro Mahkemesine açmış olduğu 1993/87 esas numaralı dava nedeniyle yapılan inceleme ve toplanan delillere göre dava konusu yerin bir kısım mirasçılara bırakıldığı belirlenmiş bulunduğuna göre yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000.- lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 06.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy