(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m.713) (1086 S. K. m. 366)
Orhan Karabeyoğlu ile Hazine, Sapanözü ve Salmanuşağı Köyleri Tüzel Kişilikleri aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Hassa Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.09.2003 tarih ve 118/137 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalılardan Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı iki kıt'a taşınmazın kazanmayı sağlayan eklemeli 50 seneyi aşkın zilyetlik sebebiyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, incelemeye göre karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide A harfi ile gösterilen 39000 m2, B harfi ile gösterilen 7797.26 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine davalı Hazine temsilcisi sebep açıklamaksızın hükmü temyiz etmiştir.
Dava tapusuz taşınmazın TMK. nun eski 639/1, yeni 713/1. maddesine dayalı tescili isteğine ilişkindir. Davacı kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik sebebiyle tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar Hassa ilçesi Sapanözü köyü sınırları içerisinde kain 39000 m2 yüzölçümlü taşınmazın davacıya miras bırakanından intikal ettiğini, Salmanuşağı köyünde bulunan taşınmazı da üçüncü kişiden satın ve devraldığını, dava gününe kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu bildirmişler, ziraatçi uzman bilirkişinin her iki taşınmazın imar ve ihyası yapılmış kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklaması üzerine, mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hassa ilçesi, Sapanözü köyünde bulunan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın davacıya miras bırakanından intikal ettiği ileri sürüldüğüne ve taksim hakkında bir açıklamada bulunulmadığına göre mirasçılık belgesinin istenilmesi, ölüm gününe göre terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğu belirlendiği takdirde sair mirasçıların açılmış bulunan davaya katılmalarının sağlanması, ya da miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle onun huzuru ile davaya devam olunması, öncelikle davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi gerekmektedir.
İşin esasına gelince; Kadastro Müdürlüğü'nün dosya arasındaki karşılık yazılarında taşınmazın bulunduğu Salmanuşağı ve Sapanözü çalışma alanlarında kadastro çalışmalarının yapıldığı her iki taşınmazın çalışma alanı sınırı dışında kalması sebebiyle kadastroca herhangi bir tesbit yapılmadığı bildirilmiştir. Taşınmazların tesbit dışı bırakılma tarihindeki niteliği ve yapılan işlem bakımından Kadastro Müdürlüğü'nün cevabı yetersizdir. Taşınmazların tesbit dışı bırakılma tarihi ve niteliğinin yeniden sorulması, gerekirse pafta üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılmak suretiyle niteliğinin belirlenmesi, tescili istenilen ve Sapanözü köyü çalışma alanında bulunan tescil konusu taşınmazın sınırında yer alan 391 parselin itirazlı olduğu gözönünde tutularak bu parsel hakkındaki dava dosyasının getirtilip uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması, taşınmazların bulunduğu yöreye ilişkin memleket haritası, hava fotoğraflarının bulundukları yerlerden getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik, ziraatçi ve jeolog bilirkişiler aracılığıyla tescil konusu taşınmazların başında keşif yapılması, taşınmazların öncesi itibariyle niteliği, davacının satıcısı ve miras bırakanının zilyetliğinin başlangıcı ve sürecinin kendilerinden sorulması, sınırda yer alan 391 parsele ilişkin kadastro tutanağı ve mevcutsa dayanak belgelere göre bu yerin nasıl gösterildiğinin belirlenmesine çalışılması, memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre taşınmazların nitelikleri, en erken hangi tarihte tasarruf edildiğinin belirlenmesine çalışılması, Sapanözü köyünde bulunan taşınmazın bataklıktan kurutulduğu açıklandığına göre taşınmazın bataklık yerlerden elde edilip edilmediğinin, öncesi bataklık olan bir yerin imar - ihya ve zilyetlik yolu ile kazanılamayacağının düşünülmesi, ayrıca taşınmazların niteliğinin belirlenmesine esas olmak üzere HUMK. nun 366. maddesi hükmü gözönünde tutularak tescil konusu taşınmaz ve çevresinin resimlerinin birlikte götürülecek bilirkişi aracılığıyla çekilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Az yukarda da açıklandığı üzere dava tescil isteğine ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıklarda dava başarıya ulaştığı takdirde geriye kalan harcın davacıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Kanuni hasım durumunda bulunan Hazinenin harçtan muaf olduğu gerekçesiyle peşin alınan harcın iadesi ile geriye kalan harcın tahsiline karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 03.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy