(3402 S. K. m. 14)
Dava: Ali Ördek ve müşterekleri ile Elife Keskin ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Mersin 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.05.2002 gün ve 597/417 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 494 parselin davalılar üzerindeki tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın değerinin düşük gösterildiğini, dava açma için öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğini ve açılmış bulunan elatmanın önlenilmesi davasının sonuçsuz bırakılması için açılan bu davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıların davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
79160 m2 yüzölçümlü 494 parsele ait kadastro tutanağında, 34 tahrir numaralı vergi kaydı ve zilyetliğe dayanılarak davalı Elife Keskin ve arkadaşları adına tespit edilmiş, itirazı komisyonca reddedilen Orman İdaresi ve Fatma Koca ve arkadaşlarının süresinde Mersin Tapulama Mahkemesine açmış oldukları kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda 3.6.1985 gün, 78/139 esas ve karar sayılı hükümle davacıların davasının reddine, 494 parselin ikişer payının Cennet Keskin, Abdurrahman Keskin, birer payının da Fatma Koca ve Elif Keskin adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm 13.8.1987 tarihinde kesinleşmiştir. Sicilin oluşmasından sonra paydaşlardan Fatma payını diğer kayıt maliklerine tapuda temlik etmiştir.
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın vekil edenlerinin kök miras bırakanı Abdurrahman'ın 1318 tarihinde ölen eşi Elife'den kaldığını, intikal ve taksimle kendilerine isabet ettiğini açıklayarak davalılar adına yapılan tespit ve tescilin hatalı olduğunu, iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Kayıt maliklerinden Abdurrahman dava tarihinden önce 1970, Cennet 1978 tarihinde ölmüştür. Davanın açıldığı 11.7.1995 tarihinde adı geçen kayıt malikleri ölü bulunmaktadır. Ölü kişilerin aleyhine dava açılması doğru olmadığı gibi bu yolda açılan bir davanın mirasçılarına yöneltilmek suretiyle taraf teşkili sağlanması da mümkün değildir. Her ne kadar diğer davalılar Elife ve Meryem, Abdurrahman ve Cennet mirasçıları arasında yer alan kimseler ise de, kaydın tümüne ait iptal ve tescil istenildiğine göre davanın kayıt maliklerinin tüm mirasçılarına karşı açılması gerekir. Taraf teşkili yönünden yapılan işlem eksik olup davanın kanıtlanmamış olması nedeniyle reddedilmiş bulunması karşısında bu yön ayrıca bozma sebebi yapılmamıştır.
İşin esasına gelince; dava konusu parsel 30.11.1962 tarihinde tespit edilmiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda tespit tarihine kadar olan mülkiyet ve zilyetliğin kanıtlanması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar tespit tarihinden sonraki dönem hakkında bilgi vermişlerdir. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde bir kısım tanıklarının dinlenmediğini ileri sürmüş ise de, yargılama aşamalarında göstermiş oldukları tanıklardan Durmuş Ali Şahin ve Yusuf Melleç'in öldüğünü bildirmiş, yeni tanık dinletme isteğinde de bulunulmamıştır. Tespitten sonraki zilyetlik edinme bakımından hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Davacılar taşınmazların miras yoluyla kendilerine intikal ettiğini ve zilyet bulunduklarını kanıtlamamış bulunduğuna göre yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 4, 96 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 6, 24 YTL'nın temyiz edenden alınmasına 25.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy