(1086 S. K. m. 237)
Dava: A. Kıran ile İ. Kıran aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair Köyceğiz Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.06.2004 gün ve 142/284 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.02.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat F. Ödemez ve karşı taraftan davacı vekili Avukat Y. Sertkaya geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu 743 parselin, 4369 m2'lik bölümünün ortak miras bırakan M. Kıran'ın 1960'da ölümü ile kaldığını, davalı kardeş ile yapılan taksimde 2869 m2'sinin vekil edenine verildiğini, ancak davalı bölümün tamamına karşılık gelen payın davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek davalı adına olan payın iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öncesi 334 parsel olan 743 parselin kadastro tutanağı dosya arasında bulunmamakla birlikte Köyceğiz Kadastro Mahkemesinin 1982/184 Esas sayılı dosyadaki bilgilere göre; tespitin Hazine adına yapılması üzerine üçüncü kişilerin Hazine aleyhine açtıkları tespite itiraz davası sonunda yapılan yargılama ile 15.171 m2'sinin dayanak tapu kayıtlarının dışında kaldığının anlaşılması üzerine bu bölümün Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm 21.04.1989 tarihinde kesinleşerek bu bölüm 743 parsel numarası ile Hazine adına tescil edilmiştir. Sonradan, görülmekte olan dosyanın davalısının üçüncü şahıs ile birlikte 743 parsel için Hazine aleyhine açtıkları Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/32 E. sayılı dosyasının yapılan yargılaması sonunda verilen 28.09.1999 tarih 32/212 Esas ve Karar sayılı hüküm ile 4369 payın davalı İsmail Kıran adına kalan payın üçüncü şahıs adına tesciline karar verilmiş, hüküm Yargıtay denetiminden geçerek 28.04.2000 tarihinde kesinleşmiştir.
Yerel mahkemece kesin hüküm gerekçesi ile verilen ilk karar Dairemizin 28.10.2003 tarih 4752/6895 Esas ve Karar sayılı bozma aile; eldeki dava dosyasında dava konusu edilen 743 parsel yönünden davacı ile davalı arasında kesin hüküm bulunmadığı, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak karar verilmesi noktasından bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme isteği esastan reddedilerek uyulmuştur. Dairemizin bozma ilamında da ayrıntılı olarak gösterildiği gibi, 743 parsel hükmen Hazine adına, yukarıda tarih ve sayısı yazılı hükümle de davalı İ. ve müşterekleri adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı A. Kıran, dava konusu taşınmazın hükmen iptal ve tescile ilişkin 1991/32 Esas nolu dava dosyasının tarafları arasında yer almamaktadır. 1989/128 Esas nolu dosyada davacı sıfatıyla dava açmış ise de, bu dava 334 parsel hakkında açılmış, ifraz sonucu 744 parselin oluştuğunun belirlenmesi üzerine davalı İsmail'e dava yöneltilmiştir. Açıklandığı üzere de, davacı A. Kıran'ın bu dava ile 744 parsel yönünden istekte bulunduğu ortaya çıkmaktadır. 743 parsel yönünden davacı ile davalı arasında bir dava bulunmamaktadır. Bir hükmün HUMK. nun 237.maddesi hükmü uyarınca kesin hüküm sayılabilmesi için her iki davanın tarafları, konusu ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir. Yukarıda numaraları verilen kesinleşmiş dava dosyaları ile temyize konu dava dosyası arasında gerek taraf, gerekse konu bakımından kesin hükmün unsurları oluşmamaktadır.
Keşifte dinlenen taraf tanıkları ifadelerinde, taşınmazın öncesinin miras bırakan M. Kıran'a ait olduğunu, 1960 da ölümü ile yapılan taksim ile dava konusu yapılan taşınmaz bölümünün davacıya düştüğünü, taksim tarihinden beri bu yerin davacının kullanımına davalının itiraz etmediğini belirtmişlerdir.
Bundan ayrı, 1991/32 Esas sayılı dosyanın 04.02.1998 tarihli yargılama oturumuna katılan davalı İ. Kıran imzaladığı ifadesinde,743 parselin 2,5 dönümünün Kardeşi A. Kıran'a ait olduğunu, kendi yerinin 1,5 dönüm olduğunu belirtmiştir. Bu açıklamalar karşısında, davacının davalı taşınmaz bölümü üzerinde mülkiyet hakkının doğduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeni ile davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul, kanun ve bozma ilamına uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri yarınca 400 YTL. Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 88,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 123,15 YTL' nın temyiz edenden alınmasına, 22.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy