(4721 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 366) (3402 S. K. m. 14, 17) (3573 S. K. m. 3, 4, 5) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Nedai Korçak ile Hazine ve Fevziye Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Ortaca Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.02.2004 gün ve 113/50 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı yaklaşık 20 dönüm miktarındaki taşınmazın 30 yıldan bu yana vekil edeni tarafından tasarruf edildiğini belirterek vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliğine, dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, hükme esas alınan 25.06.2003 günlü krokide kırmızı ile taralı 2/b ile işaretli kısım ile sarıyla taralı A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısında; dava konusu taşınmazın kadastro tespitleri sırasında özel mülkiyete konu olmadığı için; teknik bilirkişi ise, uyuşmazlık konusu taşınmazın 1954 yılında aynı gerekçe ile tescil dışı bırakıldığını bildirmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, çevresindeki taşınmaz bölümlerinin zeytinlik olarak ıslah edildiğini, dava konusu yerin de davacı tarafından imar ve ihyası yapılarak zeytinlik hale getirildiğini, uzun yıllar tasarrufta bulunduktan sonra 1996 yılında çıkan yangında zeytinliğin yandığını, davacının yeniden aşılama yaptığını ve zeytinlik haline getirdiğini, ormancı bilirkişi orman sayılmayan yerlerden olduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi ise uyuşmazlık konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunduğunu bildirmesi üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Uzman Bilirkişi Orman Yüksek Mühendisi Öner Ersoy'un dosyada sunduğu 21.06.2003 günlü raporunda; uyuşmazlık konusu taşınmazların bulunduğu köyde 1942 yılında orman sınırlandırma çalışmalarının yapıldığı, 1944 yılında kesinleştiği, 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanunun 2. maddesi uygulamasının 1982 yılında yapıldığı, aynı yıl kesinleştiği bildirilmiştir. Ancak uzman orman bilirkişisinin raporu, sonuca ulaşmak için gerekçe bakımından yetersiz bulunmaktadır. Anılan raporda; teknik bilirkişinin krokisinde kırmızı ile taralı 2/b ile işaretli taşınmaz bölümünün 1982 yılında yapılan 6831 sayılı Kanunun 2. maddesi uygulaması sonucu (2646,12 m2'lik kısmın) Hazine adına orman dışına çıkartılan yer olduğu, krokide sarıya taralı A ilegösterilen7643,55 m2'lik taşınmaz bölümünün ise, öteden beri orman olmayan alanda bulunduğu açıklanmıştır. Kabulüne karar verilen her iki taşınmazın batı ve kuzey batısında Devlet ormanı yer almaktadır. Bu nedenle öncelikle davanın Orman İdaresine yöneltilmesi, davaya katıldıkları takdirde delillerini sunmaları için kendilerine süre ve imkan tanınması, böylece dava koşulunun yerine getirilmesi gerekir.
Özellikle kabulüne karar verilen krokide kırmızı ile taralı taşınmaz bölümünün 1982 yılına kadar orman sayılan yerlerden bulunduğu, bu tarihte Hazine adına orman dışına çıkartıldığı anlaşıldığına göre taşınmazların imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu görülmektedir. Ayrıca, taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi, kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığının araştırılması, kazanılacak yerlerden ise, krokide sarıya taralı yer için tespit dışı bırakıldığı, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten, kırmızı ile taralı yer için ise, orman dışına çıkartıldığı 1982 yılından itibaren dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin kanıtlanması zorunludur. Somut olayda; yukarıda belirtilen hususlar gereği gibi araştırılmamıştır. Davacının uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümlerini yangından önce yabani zeytinlik iken aşıladığı, yangından sonra da yeniden zeytinlik haline getirdiği gözönünde tutularak 3573 sayılı Zeytinliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanunun 3, 4, 5. madde hükümleri uyarınca yapılan dağıtıma ilişkin harita ve belgeler ile ıslah üzerine düzenlenen belgelerin olup olmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulması, varsa getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte bu belgelerin yerine uygulanması, davacının hangi tarihte bu yerlerin imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü, imar ve ihyayı hangi tarihte tamamladığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak belirlenmesi, kazanma süresi ve koşullarının açıklattırılması, orman sayılan yerlerden olup olmadığının dinlenecek başka uzman bilirkişi orman mühendisi vasıtasıyla açıklığa kavuşturulması, kendisinden gerekçeli rapor alınması gerekmektedir. Şayet uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümleri üzerinde bulunan zeytinler öteden beri kesinleşen orman sınırlandırma hattının dışında iseler, bu tür yerlerde bulunan zeytinler aşılanmak suretiyle imar ve ihya yoluyla kazanılmaları mümkün olabilir. O halde taşınmazlar böyle bir yerde bulunuyorsa, bu takdirde yukarıda açıklandığı şekilde diğer hususlar yanında ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca imar ve ihya koşullarının araştırılıp saptanması, HUMK. nun 366. maddesi uyarınca dava konusu taşınmaz bölümleri ve çevresini gösterir renkli fotoğraflar çektirilerek, hakim tarafından onaylandıktan sonra dosyaya eklenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy