(4721 S. K. m. 713)
Dava: N. Ünver ile Hazine ve Oyaca Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Haymana Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.06.2004 gün ve 408/299 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.03.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden N. Ünver vekili Avukat N. Özcan ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat K. Altay geldi. Oyaca Belediye Başkanlığından kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı N. Ünver, mevkii ve sınırları dava dilekçesinde gösterilen yaklaşık 40.000 m2'lik tapusuz taşınmazın imar-ihya, miras ve eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayanarak adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuş, diğer davalı Oyaca Belediye Başkanlığını temsilen yargılama oturumlarına katılan olmamış ve savunma yapılmamıştır.
Mahkemece, taşımazın tahsisli mera kapsamında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1951'de yapılan tapulamada taşlık niteliği ile tespit dışı bırakılan taşınmazın tapu kaydının olmadığı dosya arasındaki bilgilerden anlaşılmıştır. Fen Bilirkişisi İ. Ünal raporuna ekli krokide ve ek raporunda dava konusu taşınmazın M. deresi mevkiinde olup Toprak Komisyonu tarafından mera olarak belirlenen 32 numaralı parsel içinde kaldığını tespit etmiştir. Dosya arasında bulunan 25 numaralı Toprak Komisyonunun 13.11.1972 gün 518 sayılı mera norm kararına göre, taşınmaz mevcut meralardan olup 4753 sayılı Yasanın 8/b maddesine göre mera olarak tahsis edilmiştir. Mera norm kararına karşı süresinde dava yoluna gidilmediğinden kadim mera olduğu kesinleşmiştir. Bir taşınmazın kazanılabilmesi için diğer koşulların yanında özel mülkiyete elverişli olması gerekir. Meralar kamunun istifadesine açık olup zilyetlik süresi neye ulaşılırsa ulaşılsın zilyetlik ile kazanılması mümkün olmayan taşınmazlardır. Kaldı ki yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine göre de davacı ve miras bırakanlarının Toprak Komisyonunun 1972 belirtme tarihinden geriye doğru 20 yıla ulaşan eklemeli zilyetliği de bulunmamaktadır. Bu açıklamalar karşısında uyuşmazlık konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağının kabulü gerekir. Her ne kadar Hazine adına tapuya tescil edilmişse de temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sonuç: Yukarıdaki gerekçeler nedeni ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun görülen yerel mahkemenin ret kararının ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL. Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,10 YTL' nın temyiz edenden alınmasına, 08.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy