(4721 S. K. m. 713/2)
Dava: Ö. Kantav ile M. Deveci, H. Kahraman ve M. Hasköy aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Nazilli 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.07.2004 gün ve 893/363 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi M. Deveci vekili Avukat B. Balcıoğlu tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.03.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ve karşı taraftan kimse gelmedi. Dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların miras bırakanı E. Kahraman adına tespit ve tescil edilen 1735 parselin 08.02.1982 tarihinde vekil edeni tarafından satın ve devralındığını, kayıt malikinin 20 yıl kadar önce vefat ettiğini, kaydın intikal görmediğini, öncelikle satın alma ve yapılan bina değerinin arsa değerinden fazla olması nedeniyle, bu istek yerinde görülmediği takdirde TMK. nun 713/2. maddesi hükmü uyarınca tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı M. vekili, satışın yapıldığı tarihte vekil edeninin henüz reşit olmadığını elbirliği mülkiyet hali sebebiyle diğer mirasçıların yapmış olduğu satışın geçersiz olduğunu açıklayarak diğer davalılar ile birlikte davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, kayıt malikinin 28.12.1980 tarihinde öldüğü, harici satışın yapıldığı 22.04.1982 tarihinden 15.08.2002 dava tarihine kadar kazanma koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı M. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1735 parsele ait kadastro tutanağında vergi kaydı ve zilyetliğe dayanılarak 11.11.1980 tarihinde davalıların miras bırakanı E. Kahraman adına tespit edilmiş ve tutanak 20.08.1985 tarihinde kesinleşmiştir. Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre kayıt maliki Emine 28.12.1980 tarihinde ölmüş olup, mirasçı olarak davalıları bırakmıştır.
Davacı vekili, satın alma ve yapılan bina değerinin zeminin değerinden fazla olması bu neden yerinde görülmediği takdirde tapu kaydının TMK. nun 713/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiği nedenine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. İleri sürülen nedenler birbiriyle çelişmediği için herhangi bir nedenin gerçekleşmesi halinde böyle bir yerin kazanılması mümkün olabilir.
Davacı vekili, dava konusu taşınmazı 08.02.1982 tarihinde satın aldıktan sonra üzerine bina yaptığını, yapılan bina değerinin zemin değerinden fazla olduğunu açıklayarak öncelikle bu nedenle iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. Harici satışın yapıldığı tarihte hükmü temyiz eden davalı M. henüz reşit olmadığı, yasal temsilci aracılığıyla temsil edilmediği ve elbirliği mülkiyet hali sebebiyle bir kısım mirasçıların yapmış olduğu satış geçersizdir. Geçersiz satışa dayanılarak iptal ve tescile karar verilemez. Bundan ayrı toplanan deliller ve dosya içeriğine göre dava konusu parsel üzerinde daha önce mevcut olan kargir ev 1990'lı yıllarda ortadan kaldırılmak suretiyle davacının halen mevcut olan evi yaptığı belirlenmiştir. İkinci evin yapıldığı tarihte dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlı bir yerdir. Çaplı bir taşınmaz üzerinde bina yapan malzeme sahibi iyi niyetli sayılmaz. Tüm bu açıklamalar karşısında davacının dava konusu yer üzerinde iyi niyetle bina yaptığı ve bu nedenle tescil hakkının doğduğu kabul edilemez.
Tapu kaydının TMK. nun 713/2.maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiği meselesine gelince; az yukarda da açıklandığı üzere 1735 parsel vergi kaydı ve zilyetliğe dayanılarak 11.11.1980 tarihinde davalıların miras bırakanı E. Kahraman adına tespit edilmiş ve tutanak 20.08.1985 tarihinde kesinleşmiş, aynı tarihte tapuya tescil edilmiştir. Belirtildiği üzere, dava konusu yer 20.08.1985 tarihinden itibaren tapulu bir yerdir. TMK. nun 713.maddesinin 2. fıkrasında, tapulu bir taşınmazın aynı maddenin 1.fıkrasında belirtilen koşullar altında 20 yıldan fazla süre ile zilyet olan kişinin o yerin tescilini isteyebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, TMK. nun 713. maddesinin 2.fıkrasında yazılı hal bakımından kazanma süresinin taşınmazın tapu kaydının oluştuğu tarihten itibaren hesap edilmesi gerekir. Taşınmazın tapuya tescil edildiği tarihten 15.08.2002 dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Her ne kadar, kayıt malikinin ölüm tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre geçmiş ise de, tescil tarihine göre bu süre geçmemiştir. Bu açıklamalar karşısında tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği kabul edilemez. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken değişik gerekçe ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Sonuç: Davalı M. vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 398,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy