(1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacı-davalı Halil Er ile davalı-davacı Hüseyin Er aralarındaki tapu iptali ve ecrimisil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ceyhan 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 20.05.2004 gün ve 334/493 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-davalı Halil Er vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Halil Er, miras bırakanı Mehmet ile davalı Hüseyin tarafından birlikte satın ve devralınan, tasarruf edilen dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 157 parsel numarasıyla Hüseyin adına tespit edildiğini ileri sürerek ½ payının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı Hüseyin Er, davacının davasının kesin hüküm nedeniyle reddine, 1999 ile 2003 yıllarına ait 1.350.000.000.-TL işgal tazminatının davacı Halil Er'den tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı Halil Er'in davasının kesin hüküm nedeniyle reddine, 772.110.000.-TL işgal tazminatının yasal faiziyle birlikte Halil Er'den alınarak karşı davacı Hüseyin Er'e verilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davacı-davalı Halil Er vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı-davalı Halil Er, 157 parselin ½ payının miras bırakanından kaldığını ileri sürerek iptal isteğinde bulunmuştur. Mirasçılık belgesi olmamakla birlikte nüfus kayıt örneğine göre Halil Er'in Mehmet Er'in mirasçısı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda sadece iptal isteğinde bulunulmuştur. Tescil isteği olmaksızın iptale karar verilemez. Böyle bir durumda tapulu taşınmazın tapusuz hale getirilmesi sonucu ortaya çıkar. Bu yolda açılmış bulunan bir davada istekte bulunan davacı veya davacılara tescil isteğinde bulunmak ve dava açmak üzere süre ve imkan tanınması, açılan davanın bu dava ile birleştirilmesinin sağlanması, ondan sonra uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekir.
Kesin hüküm meselesine gelince; Dava konusu payı kapsayan 157 parsele ait kadastro tutanağında, Kasım 1943 tarih ve 21 numaralı tapu kaydına dayanılarak 07.05.1956 tarihinde Ahmet oğlu Hüseyin Er adına tespit edilmiş, itirazı Komisyonca 05.03.1971 günlü kararla reddedilen Hazinenin süresinde Ceyhan Kadastro Mahkemesine açmış olduğu tespite itiraza ilişkin 1971/240 esas nolu davanın yapılan yargılaması sonunda ayırma sonucu 1983/589 esasına kaydı yapılmış, yargılamanın devamı sırasında şimdiki davanın davacısı Halil Er'in babası Mehmet Er 25.12.1986 günlü dilekçesiyle davaya katılarak taşınmazın yarı mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri sürmüştür. Yapılan yargılama sonunda 12.06.1987 gün 598/152 esas ve karar sayılı hükümle Hazinenin itirazının reddine, dava konusu parselin tespit maliki Hüseyin Er ile, davaya katılan Mehmet Er adına eşit olarak tapuya tesciline karar verilmiş, Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesince inceleme eksikliği nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesi ve dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi üzerine 08.06.1995 gün 60/19 esas ve karar sayılı hükümle 1995/3 esas nolu dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleştirmeden sonra yapılan yargılama sonunda 12.03.1999 gün 3/39 esas ve karar sayılı hükümle 157 parselin S harfi ile gösterilen 12200 m2'lik bölümünün Hazine adına, 36050 m2'lik bölümünün şimdiki davanın davalısı Hüseyin Er adına tapuya tesciline karar verilmiş, Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 7.Hukuk Dairesince onanarak karar düzeltme isteği reddedilmek suretiyle 20.02.2001 tarihinde kesinleşmiştir.
Yargılama aşamaları özetlenen dava dosyasından anlaşılacağı üzere; davacı Halil'in babası Mehmet Er, Hazine ile Hüseyin Er arasında geçen davaya katılmış, taşınmazın yarı mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri sürmüştür. Yukarıda tarih ve sayısı yazılı son hükümle davaya katılan Mehmet Er'in isteği hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Kesin hükümden söz edilebilmesi için öncelikle tarafların istekleri hakkında hüküm kurulması gerekir. Kaldı ki; davacının miras bırakanı Mehmet'in katılma isteği üzerine 21.05.1987 tarihinde yapılan keşifte davalı Hüseyin Er taşınmazın yarı mülkiyetinin davaya katılan Mehmet Er'e ait olduğunu kabul etmiş, 12.06.1987 gün 598/152 esas ve karar sayılı hükümle parselin tümünün Hüseyin Er ile Mehmet Er adına tesciline karar verilmiş ve Hüseyin bu hükme karşı temyiz yoluna başvurmamıştır. HUMK.nun 237. maddesi uyarınca kesin hükümden söz edilebilmesi için her iki davanın tarafları, konusu ve dayanılan sebebinin aynı olması gerekir.
Davada taraf durumunu alan davacı Halil'in babası Mehmet Er'in isteği hakkında hüküm kurulmadığına ve tarafların da aynı safta yer almış olmaları karşısında kesin hükümden söz edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenin kesin hükme ilişkin gerekçesine katılmak mümkün olmamıştır. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak davacıdan miras bırakanı Mehmet'in mirasçılık belgesinin istenilmesi, nüfus kaydına göre 2000 yılında ölen Mehmet'in terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan dava koşulunun yerine getirilmesi, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu hususlar düşünülmeden yazılı şekilde tapu iptali davasının reddine, işgal tazminatı isteğinin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacı Halil Er vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10, 50 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy