(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Şerife Uzun ile Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Esenköy Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Fethiye 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.02.2003 gün ve 741/50 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan daha sonra idari yoldan Hazine adına 3228 ve 3229 parsel numarasıyla tapuya tescil edilen taşınmaz bölümüne ait tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve Orman Genel Müdürlüğü vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ve Orman Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 3228 ve 3229 parseller Hazine adına tapuda kayıtlı bir yerdir. Mülkiyetin aktarılmasına ilişkin bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt malikine karşı açılması yeterli olup ayrıca Orman Genel Müdürlüğü veya başka bir kamu kurumuna davanın yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. Orman Genel Müdürlüğü ve Esenköy köyü tüzel kişiliği hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir. Davalı Orman Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir.
Dava konusu taşınmazlar kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre 13.4.1976 tarihinde dere yatağı olarak tespit dışı bırakılmış, 31.10.1997 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17. maddeleri uyarınca 3228 ve 3229 parsel numaralarıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı vekili, tescil tarihinden önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tanıklar imar - ihya olgusundan söz etmeksizin tescil tarihinden geriye doğru taşınmaz üzerinde tarım yapmak suretiyle koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, ormancı bilirkişi 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit hattının dışında orman sayılmayan, ziraatçi uzman bilirkişi kültür arazisi niteliğinde olduğunu bildirmesi üzerine mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Kadastro tutanağındaki açıklamalara göre dava konusu taşınmazlar 1977 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında tescil harici bırakılan yerlerdendir.
Somut olayda; tanıklar ve ziraatçi uzman bilirkişi taşınmazın tescil tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süreyle tasarrufta bulunduğunu, tarım arazisi olarak tasarruf edildiğini bildirmişler ise de, taşınmazların 1977 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tescil harici bırakılma sebebi araştırılmamıştır. Bu durumda taşınmazların tescil harici bırakılma sebebi Kadastro Müdürlüğü'nden sorularak, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden bulunup bulunmadığının, ıslah işlemlerinin tamamlandığı tarihten tescil tarihine kadar kazanma koşullarının geçip geçmediğinin araştırılıp belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10.100.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden Orman İdaresine iadesine 21.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy