(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (3402 S. K. m. 13)
Dava: Abdullah Arat ile Nesrin Genç ve Cuma Çörek aralarındaki tapu iptali, tescil ve ferağa icbar davasının reddine dair Adana 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.01.2004 gün ve 1240/10 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşması isteminin gider olmadığından reddine karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 420 ada 2 parselin kapsamında kalan yaklaşık 200 m2'lik taşınmaz bölümünün 10.02.1992 tarihinde harici satış sözleşmesiyle satın ve devraldığını, üzerine bina inşa ettiğini, davalıların tapu kaydının takririni vermekten kaçındıklarını açıklayarak bu yere ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline, bu istek yerinde görülmediği takdirde taşınmaz üzerinde yapılan inşaat değerinin belirlenip yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 420 ada 2 parselin esası ve öncesi 480 parseldir. 480 parsel 23.07.1990 tarihinde tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Davacı vekilinin ileri sürmüş olduğu 10.02.1992 günlü Satış vaadi sözleşmesi haricen düzenlenen bir belgedir. Tapulu bir taşınmazın veya bir parçasının ya da tapuda kayıtlı bir payın haricen satış ve devri TMK. nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükümleri karşısında geçersizdir. Satış kadastro tespitinden sonraki bir dönemde yapıldığı için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinin de uygulanması söz konusu olmaz. Bu nedenle harici satış sözleşmesine dayanılarak iptal ve tescile karar verilmesi mümkün değildir. İptal ve tescil davasının reddedilmiş olması doğru olmaktadır. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddiyle, iptal ve tescil davasının reddine ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
Dosyadaki bilgilere göre harici satışla birlikte dava konusu taşınmaz davacıya teslim edilmiş ve üzerine bina yapılmıştır. Davacı vekili, tescil isteği yerinde görülmediği takdirde keşifte belirlenecek bina değerinin de tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde, tazminat miktarı belirlenmemiştir. HUMK. nun 75. maddesi hükmü göz önünde tutularak davacıya tazminata ilişkin iddiasını miktar olarak açıklattırılması, binayı yapıp yapmadığının ispatı için süre ve imkan tanınması, yapmış olduğu bir bina mevcut ise belirlenecek değerinin hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile bu isteğinde reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün tazminata ilişkin bölümünün BOZULMASINA ve 10.100.000. lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy