(1086 S. K. m. 86)
Dava: Müyesser Tınas ve müşterekleri ile Bilal Kuyucak aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Fethiye 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.07.2004 gün ve 254/690 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ve duruşmasız olarak incelenmesi davacılar vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29.03.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Bilal Kuyucak vekili Avukat Cevat Abalı geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenlerinin miras bırakanı Fethi Tınaz'ın dava konusu yerin yarısını 24.11.1980 gün 5227 yevmiye numaralı Düzenleme Zilyetliğin Devri Mukavelesi başlıklı belge ile Şeref ve Cahide isimli kişilere satıp devrettiğini, onların da satışı ile davalı Roza Gürdal ve Mehmet Nedim'e geçtiğini, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın yarısının satıldığı gözden kaçırılarak tümünün davalılar adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak 103 ada 10 parselin tapu kaydının yarı oranında iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Yargılamanın devamı sırasında, dava konusu parselin kayıt malikleri tarafından Bilal Kuyucak'a tapuda temlik edilmesi üzerine dava yeni malike yöneltilmek suretiyle yürütülmüştür.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; davacılar vekili hükmü esas bakımından ve davalı Bilal vekili gerekçe yönünden temyiz etmişlerdir.
Dava konusu 28200 m2 yüzölçüme sahip 103 ada 10 parsel, vergi kaydı ve birbirini izleyen satış ve devirlerle 17.6.1992 tarihinde Jozef kızı Roza Gürdal ile Mehmet Nedim oğlu Kurt Sinanoğlu adına paylı olarak tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Yargılamanın devamı sırasında davalı Mehmet Nedim'in dava konusu parselle ilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla davacılar ¾ pay sahibi kayıt maliki Kurt Sinanoğlu'nu davaya dahil etmek suretiyle davayı yürütmüşlerdir. Davanın açıldığı tarihte dava konusu parsel Roza ve Kurt Sinanoğlu adına tapuya tescil edilen bir yerdir. Davanın açılmasından sonra kayıt maliki Kurt Sinanoğlu davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili mümkün değildir. Kayıt malikleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığına göre Kurt Sinanoğlu'na karşı bağımsız tapu iptali ve tescil davası açmak üzere davacılara süre ve imkan tanınması, açtıkları taktirde davanın görülmekte olan dava ile birleştirilmesi gerekir. Ne var ki, somut olayda; durum değişiklik arz etmektedir. Dava konusu parsel davanın açılması tarihinden sonra kayıt malikleri Roza ve Kurt Sinanoğlu 11.6.2003 ve 17.6.2003 tarihlerinde taşınmazı davalı Bilal'e tapuda temlik etmişlerdir. Davacılar temlik durumu üzerine HUMK. nun 186. maddesi hükmü uyarınca davayı yeni malik Bilal'e yöneltmek suretiyle yürütmüş bulunduklarına göre kayıt maliki Kurt Sinanoğlu hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı yönündeki usuli eksikliğin bir önemi kalmamıştır.
İşin esasına gelince; davacılar dava konusu parselin yarısının satıldığını ileri sürmüşlerdir. Satışa ilişkin yukarıda tarihi ve yevmiye numarası yazılı belgede tahminen denilmek suretiyle Değirmen mevkiindeki 15 dönümlük taşınmazın satışının yapıldığı açıklanmış, taşınmazın yarı payının satıcıda kaldığı yönünde herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır. Başka bir anlatımla sözleşmenin içeriğine göre taşınmazın tümü satılmış olmaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda davacının önce taşınmazın kendisine ait olduğunu ve ondan sonra tapuda satın alan kişinin ediniminde kötü niyetli olduğunu kanıtlaması gerekir. Az öncede açıklandığı gibi, senet içeriğine göre taşınmazın yarı mülkiyetinin davacıların miras bırakanı Fethi'den kaldığı hususunda bir açıklama bulunmadığına göre taşınmazın tümünün satıldığının kabulü gerekir. Bu durumda artık karşı tarafın ediniminde iyi veya kötü niyetli olduğunun tartışılmasına gerek bulunmamaktadır. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece, davacıların dava konusu parselin krokide B harfi ile gösterilen 13200'm2 lik bölümünü istedikleri ve imar mevzuatı gözönünde tutularak dava konusu taşınmazın ifrazının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında davalı Bilal vekilinin mahkemece benimsenen gerekçeye ilişkin temyiz itirazları yerinde ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür. Diğer yönden, davacılar vekilinin de ileri sürmüş olduğu temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunmamaktadır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle yerinde bulunmaması, davalı Bilal vekilinin temyiz itirazları yerinde ise de, hükmün redde ilişkin olması ve sonucu itibariyle doğru görülmüş olması karşısında tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,10 YTL'nın temyiz eden davacılardan alınmasına ve yine aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 15,30 YTL'nın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 05.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy