(3402 S. K. m. 12, 14) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Abdullah Terzi ile Ahmet Terzi ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Oğuzlar Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.03.2004 gün ve 242/10 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde; uyuşmazlık konusu 931 nolu parseli vekil edenine ait 932 nolu parselle birlikte kullandığını, zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında 931 nolu parselin davalılar adına tespit edildiğini, davalıların bu taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığını açıklayarak 931 nolu parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Emine Terzi; kullandığı yerin sınırlarını keşifte göstereceğini, şayet kullandığı yer değil ise, davacının davasını kabul edeceğini bildirmiştir.
Diğer davalılara usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 931 nolu parsel 05.05.1982 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tüm davalılar adına paylı mülkiyet şeklinde kadastro tutanağı düzenlenmiş olup, tutanağın 24.01.1984 tarihinde kesinleşmesi sonucu davalılar adına tapu oluşmuştur. Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği ve taşınmazın davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, tutanağın kesinleştiği 24.01.1984 tarihinden davanın açıldığı 16.08.2002 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. fıkrasında açıklanan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği saptanmıştır. Hak düşürücü süre, olumsuz dava koşulu olup her türlü itiraz ve def'i den önce yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulur. Ne var ki, mahkemece; hak düşürücü süre gözden kaçırılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak hal böyle iken; hüküm 11.05.2004 tarihinde Emine Terzi'ye, 07.05.2004 tarihinde Azize Çırak ve Ayşe Terzi'ye, 24.05.2004 tarihinde de Osman Terzi'ye tebliğ edilmiştir. Hükümden sonra tüm davalılardan vekaletnameyi alan Avukat Ömer Polat ve diğer Avukat arkadaşları tarafından 14.06.2004 tarihinde harç yatırmak suretiyle hüküm temyiz edilmiş ise de; adı geçenlere yapılan hüküm tebliğ tarihine göre, temyiz süreleri geçmiş bulunmaktadır. HUMK.nun 432/1. maddesine göre; Asliye Hukuk Mahkemelerinden verilen kararlar için öngörülen temyiz süresi 15 gündür. Hüküm 11.05.2004, 24.05.2004 ve 07.05.2004 tarihlerinde az önce ismi açıklanan davalılara tebliğ edildiğine ve harç yatırmak suretiyle hükmün temyiz edildiği 14.06.2004 tarihine kadar Emine, Azize, Ayşe ve Osman açısından 15 günlük temyiz süresinin geçtiği ( kaldı ki mahkemece, 21.10.2002 tarihinde yapılan keşifte; Emine'nin kullandığı taşınmazın 931 nolu parsel içinde değil, 933 nolu parsel içinde kaldığının belirlenmesi üzerine Emine'nin davayı kabul ettiği saptanmıştır. ) anlaşıldığına göre, temyiz süresinin geçmiş bulunması ve kabul nedeniyle Emine, Azize, Ayşe ve Osman vekillerinin temyiz isteklerinin reddine, adı geçenlerin payına yönelik hüküm bölümünün ONANMASINA,
Davalı Ahmet Terzi ve Rahime Uyanık'ın temyiz itirazlarına gelince; Hüküm Ahmet Terzi'ye 07.06.2004, Rahime Uyanık'a 05.11.2004 tarihinde tebliğ edilmiş olup, temyiz istemleri süresinde olmaktadır. Mahkemece, 21.10.2002 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla davalılara ait taşınmazın esasen 931 nolu parsel olmadığı, bu parselin halen 932 nolu parselle birlikte eylemli olarak davacı tarafından tasarruf edildiği, davalılara ait taşınmazın ise 933 nolu parsel olduğu yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları ile teknik bilirkişinin rapor ve krokisiyle belirlenmiştir. 931 nolu parselin böylece davalılarla bir ilişkisinin bulunmadığı, 933 sayılı parselin ise davalılar tarafından tasarruf edildiği tüm dosya kapsamıyla saptanmış bulunmaktadır. Tüm bu hukuki ve somut olgulara karşın, az önce açıklandığı gibi 931 parselin kadastro tutanağı 24.01.1984 tarihinde kesinleşmiş olup, davanın açıldığı 16.08.2002 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. fıkrasında açıklanan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığına göre; davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş bulunması doğru değildir.
Sonuç: Davalılardan Ahmet Terzi ve Rahime Uyanık vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulü ile paylarına yönelik hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10, 10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 314, 44 YTL'nın temyiz edenden alınmasına 14.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy