(1086 S. K. m. 274) (4721 S. K. m. 982)
Dava: Nurten Öztürk ile Mustafa Şen aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair Beykoz Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 16.12.2003 gün ve 331/1275 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.03.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü Nurten Öztürk vekili Avukat Akın Ak geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Nurten Öztürk vekili, 320 ada 21 parselde vekil edeninin zilyetliğinde olan bir kısım yere davalının duvar yapmak sureti ile elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve duvarın yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mustafa Şen, dava konusu yerin kendisinin zilyetliğinde olduğunu, davacı ile ilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükme ekli krokide gösterilen 45 m2'lik yere davalının elatmasının önlenmesine ve duvarın yıkılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalının sonradan atadığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümü 320 ada 21 parsel kapsamında kalıp, taraf durumunu almayan üçüncü kişiler adına tapuda kayıtlıdır. Eldeki davanın tarafları tapu malikleri arasında bulunmamaktadır. Davacı tanıkları Hayrettin Demger, Ali Alem ve Nurten Akdemir, duvar yapılan dava konusu taşınmaz bölümünün davacının satın aldığı ve zilyet olduğu taşınmaz bölümü içinde kaldığını bildirmiş, davalının 7.4.2003 tarihli ilk listede adları yazılı tanıklarının uyuşmazlık hakkında yeterli bilgilerinin olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece liste dışındaki kişiler davalının tanığı olarak dinlenilmiş iseler de HUMK. nun 274. maddesi hükmüne göre, bir dava nedeniyle birden ziyade tanık listesi verilemeyeceği gibi liste dışından tanık dinlenilmesi mümkün değildir. İkinci tanık listesi verme yasağı kamu düzeniyle ilgili olduğundan liste dışında dinlenen davalı tanık ifadelerine ise değer verilmemiştir.
Davacının tapuda kayıtlı olan taşınmazı tapu dışı yolla satın alması geçersiz ise de dava zilyetliğin korunması hükümlerine göre açıldığından davacının üstün hakkının olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun görülen yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL. Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,60 YTL'nin temyiz edenden alınmasına 15.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy