(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 16, 17)
Dava: Saffet Özdemir ile Hazine, Orta Belediye Başkanlığı, dahili davalılar Hasan Özdemir ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Orta/Çankırı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.05.2004 gün ve 86/47 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kadastro çalışmaları sırasında yol olarak bırakılan taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davacının davasını kanıtlamasını istemiştir.
Davalı Belediye Başkanlığı, yargılama oturumlarına katılmamış, cevap ve delil bildirmemiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında yol olarak bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre; yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle bir yerin TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz 04.08.1993 tarihinde haritasında yol olarak gösterilmek suretiyle belirtilmiştir. O tarihten 07.07.2003 dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Bundan ayrı, dava konusu taşınmazın ortak murisler Süleyman Özdemir ile Fatma Çoban'dan kaldığı yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine ve taksim hakkında bir açıklama yapılmamış olduğuna göre ölüm tarihi itibariyle tereke elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup da davacıdan başka mirasçı bulunduğu takdirde TMK.nun 640. maddesi hükmü gözönünde tutularak diğer mirasçıların açılmış bulunan davaya katılmalarının sağlanması veya yöntemine uygun bir biçimde muvafakatlerinin alınması ya da miras ortaklığına bir temsilci atanması suretiyle davaya bakılıp yürütülmesi gerekirken dava koşulu olan bu husus yerine getirilmeden uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy