(1086 S. K. m. 437)
Dava: Hasan Acar ile Hazine ve Ovakışla Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ahlat Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 24.08.2004 gün ve 49/178 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak kadastroca tespit dışı bırakılan dava konusu yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 12.07.2004 günlü krokide A harfi ile gösterilen 6779,83 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Tescil konusu taşınmaz 1973 yılında tarıma elverişli olmayan taşlık arazi niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu bildirmişler, ziraatçı uzman bilirkişi kuru tarım arazisi niteliğinde olduğunu açıklaması üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre, davanın kanıtlandığı anlaşılmakta ise de, tescil konusu taşınmazın kuzey doğusunda yer alan 1940 parsel, 09.02.1988 gün, 1986/56 esas, 1988/7 karar sayılı hükme dayanılarak davacı ve müşterekleri adına tapuya tescil edilmiştir. Tüm aramalara rağmen tescile ilişkin esas ve karar numarası yazılı dava dosyası elde edilememiştir. Tarih ve sayısı açıklanan kesinleşen hüküm ve eki krokiye göre, dava konusu taşınmaz dere olarak gösterilen bir yerdir. Başka bir anlatımla; davacı, daha önce açmış olduğu tescil davasında, dava konusu yerin kendi zilyetliği altında bulunan bir yer olduğunu belirtmeksizin, dere yatağı olduğunu açıklamıştır. Bundan ayrı, sınırında yer alan taşınmaz bölümünün tesciline ilişkin kararın kesinleşme tarihinden itibaren bu yerdeki zilyetliğinin başladığının kabulü gerekir. 1941 parselin esası olan hüküm dosyasının kesinleşme tarihinden görülmekte olan davanın açıldığı 12.07.2002 dava tarihine kadar yasada belirtilen kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Davanın açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken bu yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy