(6831 S. K. m. 2/B) (3402 S. K. m. 14, 17) (2709 S. K. m. 138/4)
Dava: Kamile ve müşterekleri ile Hazine, Orman İdaresi ve Ç Belediye Başkanlığı, dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Antalya 2.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 10.06.2004 gün ve 264/256 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 23.02.2001 havale tarihli dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını belirttiği taşınmazın vekil edenlerinin miras bırakanı Ömer'e ait iken onun ölümüyle davacılara irsen intikal ettiğini ve zilyetliğin müvekkillerinde bulunduğunu ileri sürerek bu yerin vekil edenleri adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Öteki davalı Belediye Başkanlığı, dava konusu yerin Belediye imar planı kapsamında bulunduğunu ve kamuya ayrılacak yerlerden olduğunu açıklamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, Fenni Bilirkişi Ömer tarafından düzenlenen 25.09.2003 havale tarihli kroki ve raporda A,B ve C harfleriyle gösterilen toplam 10122 m2 yerin 1/8'er paylarla ve iştirak halinde mülkiyet üzere davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Ç Belediye Başkanlığının 28.02.2003 tarih ve 2003/03-37 sayılı yazılarından dava konusu yerin 03.12.1999 tarih ve 33 sayılı Belediye Meclisi kararı uyarınca nazım imar planı kapsamına alındığı ve bu kararın 30.10.2000 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Çekişmeli yerde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları dava konusu yerin 1970-1972 yıllarında çalılarının temizlenerek emek ve para harcanarak imar ve ihya edildiğini ve bu işlemin en çok 2 yıl sürdüğünü, zilyetliğin o tarihten itibaren dava tarihine kadar davacıların miras bırakanı ile davacılarda olduğunu söylemişlerdir. Ziraat Yüksek Mühendisi Naci 28.05.2003 havale tarihli raporunda özetle, dava konusu 300 nolu parselin takriben 25-30 yıldan beri imar ve ihya edilmiş olduğunu, içerisinde 13-15 yaşlarında nar ağaçlarının bulunduğunu ve 1. sınıf tarım arazisi olduğunu açıklamıştır. Serbest Orman Yüksek Mühendisi Nevzat tarafından düzenlenen 04.06.2003 havale tarihli bilirkişi raporundan; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapıldığı ve çekişmeli yerlerin orman sınırları içerisinde kaldığı, bu yerde 1951 yılında 5653 sayılı Yasaya göre maki tefrik işlemlerinin yapıldığı, nizalı taşınmazın makiye tefrik edilerek orman sınırları dışına çıkarıldığı ve koruma makiliği olmadığı, 1976 - 1977 yıllarında 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasayla değişik 2/B maddesi uygulamasıyla nitelik yitirme nedeniyle dava konusu yerlerin orman sınırları dışına çıkarıldığı, dava konusu yerde orman ağaç ve ağaççıklarının kalıntılarının olmadığı belirlenmiştir.
Antalya Kadastro Müdürlüğünün 19.10.2001 tarih ve 281/3145 sayılı yazılarından Ç köyünde 281, 282, 283 ve 284 parsellerin güneyinde bulunan ve krokide A ve B harfleriyle gösterilen taşınmazların 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 300 parsel numarası altında şahıslar adına tespitinin yapıldığı orman idaresince itiraz edilmesi üzerine Antalya Tapulama Mahkemesinin kesinleşen ilamı sonucu, 300 nolu parselin "orman" olarak tapulama harici ve tespit dışı bırakıldığının bildirildiği saptanmıştır. Dosyada mevcut Antalya Tapulama Hakimliğinin 1956/1475 esas, 1964/2413 karar sayılı tespite itiraz dosyasından verilen 10.11.1964 tarihli karar ve eklerine göre Çığlık köyündeki arazi kadastrosunda 300 nolu parselin tarla niteliğiyle 15760 m2 olarak 07.06.1956 tarihinde senetsizden ve paylı olarak kişiler adına tespitinin yapıldığı¸ bu tespite süresi içerisinde Orman İdaresinin itiraz etmesi sonucunda Antalya Tapulama Mahkemesinde görülen dava sonucunda 300 parsel sayılı taşınmazın orman olduğu belirlendiğinden bu yerin orman niteliğiyle tapulama dışı bırakılmasına karar verildiği, bu kararın temyiz edilmeksizin 10.12.1964 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dosyada mevcut 15.07.1956 tarihli tapulama paftasından çekişmeli yerin güney kısmının Devlet ormanı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık kesinleşen mahkeme kararıyla niteliği belirlenen bir taşınmazın sonraki idari işlemlerle bu niteliğinin ortadan kaldırılıp kaldırılmayacağı ve bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri uyarınca özel mülkiyete konu teşkil edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; 1982 yılında kabul edilen ve halen yürürlükte bulunan TC. Anayasasının 138/4. maddesi kapsamına göre, "yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" hükmünü getirmiştir.
Somut olayda; davaya konu edilen yerin kesinleşen Tapulama Mahkemesi kararıyla niteliği orman olarak saptanmıştır. Öyleyse bu nitelikte bir yerin sonradan 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasayla değişik 2/B maddesi uygulamasıyla nitelik kaybından dolayı orman dışına çıkarılamaz ve orman niteliği ortadan kaldırılamaz. Öte yandan, ormanlar özel mülkiyete konu olamazlar. Üzerindeki orman örtüsü herhangi bir sebeple ortadan kalkmış olsa dahi orman toprağı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ya da imar - ihya yoluyla mülk edinilemez.
Sonuç: Tüm bu açıklamalar dikkate alındığında yerel mahkemenin kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden Orman İdaresine iadesine 14.02.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy