(1086 S. K. m. 445)
Naciye Baran ve müşterekleri ile Sevdiye Uğur ve müşterekleri aralarındaki yargılamanın yenilenmesi, tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Çatalca 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.02.2004 tarih ve 244/42 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, vekil edenlerinin miras bırakanı Hayriye'den kalan dava konusu 166, 422, 423, 439 ve 477 parsellerin miras payları oranında tapu kayıtlarının iptal ve tescili için daha önce açtıkları ve retle sonuçlanan Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.07.1999 tarih 1996/304 esas 1999/324 karar s. kesinleşmiş hükmünün yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiş, dava gününden önce kayıt maliki Fahriye Uğur (Dönmez)'un mirasçılarına karşı açılan ikinci dava dosyası bu dosyayla birleştirilerek yargılama yürütülmüş ve sona erdirilmiştir.
Davalılar vekili, aynı taşınmazlar hakkında davacıların daha önce Çatalca 2.Asliye Hukuk Mahkemesine açtıkları davanın reddedildiğini, bu davanın da reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi nedenleri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 166, 422, 423 ve 439 parsellerin tespitlerinin kesinleştiği tarihten bu dosya ile birleştirilen tapu iptali ve tescil davasına ait 2001/290 esas no.lu dava dosyasının açıldığı tarihe kadar on senelik hakdüşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddine, tapu iptali ve tescil davası ile 477 parsel hakkındaki dava dosyasının ayrılmasına, ayrı esasa kaydına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu kayıtlarına göre, dava konusu 166, 422, 423 ve 477 parseller davalılar adına hükmen, 439 parsel de ortak miras bırakan Ali adına kadastro yoluyla tesbit ve tescil edilmişlerdir.
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın vekil edeninin yakın miras bırakanı Hayriye'ye atalarından intikal ettiğini, vekil edenlerinin mirasçılık sıfatı gizlenmek suretiyle davalılar adına tescil edildiğini, taşınmazlar Hayriye'den kalan yerlerden olmasa bile, Hayriye'nin ortak miras bırakan Mustafa oğlu Ali'nin eşi olması sebebiyle miras payının bulunduğunu, miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmesini iddia etmiştir.
Davacıların aynı parseller hakkında daha önce açtıkları tapu iptali ve tescil davası, yukarda gün ve sayısı yazılı hükümle reddedilmiştir. Esas numarası anılan dava dosyasında, dava konusu parsellerin ortak miras bırakan Mustafa oğlu Ali'den kaldığı, Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin 1981/417-666 esas ve karar s. mirasçılık belgesinde; taşınmazın maliki Ali'nin mirasçılarının davalılardan ibaret bulunduğunun belirlenmesi karşısında davanın reddine karar verilmiş, davacıların temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanarak karar düzeltme isteğine başvurulmaksızın hüküm kesinleşmiştir. Davacıların daha sonra hasımlı olarak Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesine açmış oldukları mirasçılık belgesinin iptali ve yeni belgenin verilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda, 26.10.2001 gün, 555/768 esas ve karar s. hükümle yukarda gün ve sayısı yazılı mirasçılık belgesinin iptaline, Mustafa oğlu Ali'nin mirasçılarının belirlenmesine karar verilmiştir. Yeni mirasçılık belgesinde davacıların da mirasçı oldukları belirlenmiş ve bu hüküm 22.02.2002 gününde kesinleşmiştir.
Davacılar, görülmekte olan davada elde ettikleri yeni mirasçılık belgesine dayanarak yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunmuşlardır. Yargılamanın yenilenmesi sebepleri HUMK. nun 445. maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Ancak, anılan maddede yazılan nedenlerin bulunması halinde yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabilir. Bu maddenin 3. bendinde Hükme esas ittihaz edilen bir ilam hükmü fesih ve nakzolunarak kaziyei muhkeme teşkil etmek suretiyle külliyen mürtefi olması yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmiştir. Mirasçılık belgesinin alınması çekişmesiz yargı sonunda verilen bir karardır. Çekişmesiz yargıya ait kararlar şeklen kesinleşmiş olsalar bile, maddi hukuk açısından kesin hüküm teşkil etmezler. Bu nedenledir ki; bu tür belgelerin gerçeğe aykırı olarak alınmış olması halinde istem üzerine mahkemece tekrar değiştirilebilirler ve yeni bir mirasçılık belgesi verilebilir. Başka bir anlatımla; böyle bir belgenin aksi her zaman iddia ve ispat edilebilir. Yukarda da açıklandığı üzere, çekişmesiz yargı sonucu alınan kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmazlar. Somut olayda; davacılar, mirasçılık sıfatlarının gizlenmiş olması karşısında hasımlı olarak aldıkları ikinci mirasçılık belgesi ile Mustafa oğlu Ali'nin mirasçıları olduklarını kanıtlamış ve belgelendirmişlerdir. Daha önce açılan davada nazara alınan mirasçılık belgesi kesinleşen yeni bir hükümle ortadan kaldırılmıştır. Bu hüküm HUMK. nun 445/3. fıkrasında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Böyle bir hükme dayanılarak yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunulması mümkündür. Mahkemece görülmekte olan davanın açıldığı tarihte yeni günlü mirasçılık belgesinin elde edilmediği, daha önce açılan ve retle sonuçlanan davada, taşınmazların miras bırakanı annesi Hayriye'den kaldığı, bu davada da ortak miras bırakan Mustafa oğlu Ali'den kaldığı yönünden davacıların çelişik iddiada bulundukları, bu sebeple edinme sebepleri farklı olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılması istenen davada davacılar taşınmazın miras bırakanları Hayriye'den kaldığını, Hayriye'den kalan yerler olmasa bile Mustafa oğlu Ali'nin eşi olması sebebiyle miras payı ve hakkının bulunduğunu ileri sürmüşler, görülmekte olan davanın açıldığı tarihte ikinci mirasçılık belgesinin alınması için dava açmış olmaları karşısında mahkemenin ret gerekçesine katılmak mümkün değildir. Yargılamanın yenilenmesi isteği mesmu görüldüğü takdirde iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmuş olmasında bir isabet görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle Üye Satılmış Altıngöz'ün karşı oyuyla ve oyçokluğuyla HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 24.01.2005 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar Naciye Baran ve 6 arkadaşı 14.08.2000 havale günlü dava dilekçesiyle ortak miras bırakan Mustafa oğlu Ali'nin ikinci eşinden olma çocukları ve torunlarıdır. Davalılar ise aynı kök murisin ilk eşi Hayriye'den olma mirasçılarıdır. Dava konusu parseller (166, 422, 423, 439 ve 477) kadastroda Mustafa oğlu Ali adına tesbit edilmiştir. Bu tespitlere Hazine ve köy tüzel kişiliğinin itirazı üzerine kadastro mahkemelerinde görülmekte olan davalara sunulan veraset belgesine göre (Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin 1981/417 esas-666 karar) davacılar ketmedilmiş ve yalnızca davalılar mirasçı olarak saptanmıştır. Bu taşınmazların kök miras bırakan Mustafa oğlu Ali'den değil de bu kişinin eşi Hayriye'den kaldığı ileri sürülerek Çatalca 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/304 esasında kayıtlı dosya ile dava açılmış olup, o davanın yargılamaları sonucunda davaya konu yukarda parsel numaraları yazılı yerlerin murisin eşi Hayriye'den değil; kök miras bırakan Mustafa oğlu Ali'den kaldığı saptandığı için davanın reddine karar verilmiş ve karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Yine, Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin 1991/154 esasında kayıtlı, hasımlı olarak açılan davada; yukarda esas ve karar numarası yazılı veraset belgesinin iptal edilmesine ve kök miras bırakanın bütün mirasçılarının saptanmasına kararı verilmiştir. Dolayısıyla, davacılar Naciye Baran ve 6 arkadaşının kök muris Mustafa oğlu Ali'nin mirasçısı oldukları belirlenmiştir. Bütün bu açıklamalar dikkate alınarak HUMK. nun 445. maddesi uyarınca iade-i muhakeme yoluyla davalılar üzerindeki tapu kaydının iptali ve miras payları oranında davalar adına tescili için iş bu dava açılmıştır.
Davalılar, karara esas veraset belgesinin hasımlı olarak alınan veraset ilamıyla iptal edildiğini ve hasımlı veraset ilamıyla kendilerinin de kök miras bırakan Mustafa oğlu Ali'nin mirasçıları olduklarının belirlendiğini, eldeki davada iade-i muhakeme sebeplerinin bulunmadığını ve işbu davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece yargılamanın iadesi istemli davanın reddine, tapu iptali ve tescil istekli davanın HUMK. nun 45. maddesi uyarınca tefrikine ve ayrı bir esasa kayıtlanmasına, birleştirilen 2001/290 esasta kayıtlı davanın da reddine, 477 parsel hakkındaki davanın HUMK. nun 45. maddesi uyarınca tefriki ile ayrı bir esasa kayıt edilmesine kararı verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacılar Naciye Baran ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve bütün dosya içeriğinden; yerel mahkemenin 1991/42 esasında kayıtlı 12.02.1991 gününde açılan davada Naciye Baran ve 6 arkadaşı: Dava konusu Çatalca İlçesi, Subaşı Köyündeki 166, 422, 423, 439 ve 477 parsel s. taşınmazların yanların ortak miras bırakanı Mustafa oğlu Ali eşi Hayriye'ye ilişkin olduğunu, kadastro tespiti sırasında davacıların ketmedilerek alınan hasımsız veraset belgesine itibar edilerek bu yerlerin Mustafa oğlu Ali mirasçıları davalılar Fethi ve Fahriye adına tesbit ve tescil edildiğini açıklayarak miras payları oranında iptal ve tescil istemişlerdir. O davanın yapılan yargılamaları sonucunda Dairenin bozma ilamına uyulduktan sonra dava konusu 439 parsel hakkındaki davanın hakdüşürücü süre geçtiğinden reddine, dava konusu öteki 166, 422, 423 ve 477 no.lu parseller hakkındaki davanın ise bu yerlerin Hayriye'den değil, Hayriye'nin Balkan Harbinde ölen kocası Mustafa oğlu Ali'den kaldığının belirlenmesi sebebiyle ispat edilemediği için reddine karar verilmiştir. O kararı davacılar vekili temyiz etmiş ise de, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 27.01.2000 gün ve 1999/8753, 2000/461 esas ve karar s. açıklamalı onama ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.
Dosya ekindeki Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.10.2001 gün ve 2000/555 esas, 2001/768 karar s. hasımlı olarak verilen verasetin iptali ve veraset ilamında kadastro tespitine esas alınan Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.11.1981 gün ve 1981/417 esas, 1981/666 karar s. veraset belgesinin iptal edilmesine ve Mustafa oğlu Ali'nin mirasçılarının emlakta ve arazide paylı olarak tespitine kararı verilmiştir. Bu karar 22.02.2002 gününde kesinleşmiştir. Kesinleşen hasımlı veraset ilamında davacıların ve davalıların kök miras bırakan Mustafa oğlu Ali'nin mirasçıları oldukları belirlenmiştir.
Öte yandan; davaya konu 166, 422, 423 ve 477 no.lu parsellerin senetsizden, 1979 yılında, Mustafa oğlu Ali adına, vergi kaydı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği dikkate alınarak tesbit edildikleri görülmüştür. Bu parsellerin tespitine süresi içinde Okcalı Köyü muhtarı ile 166 s. parselin tespitine köy tüzel kişiliğinin haricinde Hazine temsilcisi tarafından itiraz edildiği, itirazların komisyonca reddedilmesi üzerine Kadastro Mahkemesinin 1985/429 Esas, 1985/416 Esas, 1985/417 Esas ve 1985/482 esasta kayıtlı dosyalarıyla dava açıldığı ve Çatalca Kadastro Mahkemesinin dosya ekindeki dava dosyaları ve dosya içeriğindeki karar fotokopilerinden anlaşılacağı üzere itirazların reddiyle bu yerlerin Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin 1981/417-666 esas ve karar s. veraset belgesi dikkate alınarak Ali kızı Bedriye Uğur mirasçıları Fethi ve Fahriye adlarına tapuya tesciline kararlarının verildikleri ve bu kararların kesinleşerek tapuda infaz edildikleri belirlenmiştir. Ayrıca davacılar Naciye Baran ve 6 arkadaşının 12.02.1991 gününde 1991/42 esasta kayıtlı dava dosyasından daha önce kadastro mahkemesinin kesinleşen ilamları sonucu hükmen tescil edilen bu parsellerin kök miras bırakan Ali'nin eşi Hayriye'ye ilişkin olduğu ve kadastro mahkemesindeki davalarda kendilerinin ketmedildiklerini ileri sürerek iptal ve tescil davası açmışlarsa da; az yukarda açıklandığı üzere kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiş ve o kararda kesinleşmiştir. Şimdi ise, davacılar yargılamanın yenilenmesi yoluyla eldeki davayı açarak HUMK. nun 445/3. maddesine tutunmuşlardır. Yerel mahkeme ise işbu derdest davada yukarda açıklanan kararını vermiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; ilk davada istem kadastroda Mustafa oğlu Ali adına tesbit ve tescil edilen dava konusu taşınmazların esasında Mustafa oğlu Ali eşi Hayriye'den irsen intikal ettiği ve davacıların ketmedilerek davalılar tarafından alınan veraset belgesine göre Kadastro Mahkemesinde davalılar adına oluşturulan kayıtların iptal ve tesciline yöneliktir. Eldeki davada ise HUMK. nun 445/3. maddesine dayanılmıştır. Kadastro öncesi ketmi verese hukuksal sebebine dayanılarak açılan eldeki dava dahi 3402 s. Kanunun 12/3. maddesi uyarınca on senelik hakdüşürücü süreye tabi dava türlerindendir. Öyle ise, Kadastro Mahkemesi kararlarının kesinleştiği tarihten itibaren eldeki davanın açıldığı tarihe kadar on senelik hakdüşürücü süre geçmiştir. Kaldı ki, iş bu davanın davacı kadastro tespitlerinin yapıldığında kendilerinin ketmedildiklerini ileri sürerek 12.2.1991 gününde 1991/42 esasta kayıtlı dava ile öğrenmişlerdir. O tarihte ve hakdüşürücü süre geçmeden ve 1991/42 esasta kayıtlı davanın açıldığında ve yargılamalarında ketmedilen mirasçıların tespitleri ve kadastro mahkemesi kararlarına esas teşkil eden 1981/417 esastaki veraset belgesinin iptal ettirilerek yeniden veraset belgesi ve ilamı almaları mümkün idi. Böyle bir bilgi ve imkan mevcut iken, tadadi olarak s. iade-i muhakeme nedenlerine ve özellikle HUMK. nun 445/3. maddesine tutunarak açılan iş bu davada açıkladığım nedenlerle Dairenin çoğunluk görüşüne katılamıyorum. Yerel mahkemenin ret kararı bu sebeplerle doğru olduğu kanaatini taşıyorum. Bütün bu nedenlerle yerel mahkeme kararı onanmalıdır. 24.01.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy