(4721 S. K. m. 713)
Dava: Mustafa Erkin ile Hazine ve Kızık Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Develi Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.06.2004 gün ve 127/222 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı 3 kıt'a taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, tescil konusu taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan mer'a olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Karar başlığında ismi gösterilmeyen davaya katılan Şadi Erkin davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 15.05.2003 günlü krokide sınır ve miktarları gösterilen taşınmaz bölümlerinin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, tescil konusu taşınmazların Develi Noterliğince düzenlenen 16.01.2001 ve 04.04.2000 günlü satış ve devir sözleşmeleri ile 05.07.2001 tarihli Ölünceye Kadar Bakıp Gözetme Sözleşmesi uyarınca vekil edenine satılıp devredildiğini bildirmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacı ve taşınmazları devreden babasının dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu bildirmişler, mahkemece de kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava, tapusuz taşınmazların TMK.nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıklarda, tapuya tesciline karar verilebilmesi için taşınmazların tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Mahkemece bu husus araştırılmamıştır. Bundan ayrı, Hazine taşınmazların mer'a olduğunu savunmuştur. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, Hazinenin savunması göz önünde tutularak yerel bilirkişi ve tanıkların bu yerden yararlanmayan komşu köyler halkı arasından seçilerek dinlenilmesi gerekirken buna uyulmamış olması da doğru değildir.
Kabul şekline göre de, bakiye harcın davalı köy tüzel kişiliğinden alınmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmiş olması da kanuna aykırıdır. Bu tür davalarda Hazine ve köy yasal hasım durumunda olup hiçbir halde harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamazlar. Davanın kabulü halinde dahi davacı harç ve yargılama giderlerinden sorumlu olup davalılara avukatlık ücreti yükletilemez.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy