(3402 S. K. m. 15)
Dava: Davacılar-davalılar İrfan Dilik, Ömer Kaygısız, Dürdane Şimşek, Nurullah Şimşek ile Hazine, Selim Kürbiz ve müşterekleri, Fadime Şen ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Selendi Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.06.2004 gün ve 108/110 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar ayrı ayrı açtıkları birleştirilen davalara ilişkin dilekçelerinde tapuda kayıtlı olan dava konusu yerlerin, 50 sene kadar önce kayıt malikleri arasında yapılan harici taksimle herkesin yerinin belirlendiğini, kadastro çalışmaları sırasında taksim durumunun gözden kaçırılarak kendileriyle davalılar adına paylı olarak tespit ve tescil edildiğini açıklayarak 138 ada 2 parselin tapu kaydının iptali ile Ragıp Dilik mirasçıları, 142 ada 10 parselin kaydın iptali ile Ömer Kaygısız ve müşterekleri, 72 ada 5 ve 80 ada 1 parselin tapu kaydının iptali ile davacı Fadime Şimşek, Dürdane Şimşek ve Nurullah Şimşek adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi, tapu kaydı gözetilerek yapılan tespitin doğru olduğunu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taksim olgusu esas alınarak 138 ada 2 parselin Ragıp Dilik mirasçıları, 142 ada 10 parselin, Ömer Kaygısız ve müşterekleri, 72 ada 5 ve 80 ada l parselin Nurullah Şimşek ve Güldane Şimşek adlarına tapuya tesciline bu parsellerin tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsellere ait kadastro tutanakların özel sütunlarında tarih ve sayısı yazılı revizyon gören tapu kayıtlarına dayanılarak davacılar ile davaya dahil edilen ve davalılar adına paylı olarak tespit ve tescil edilmişlerdir.
Davacılar kadastrodan önceki harici taksime dayanarak dava konusu taşınmaz bölümlerinin kendilerine ve müştereklerine bırakıldığını, bu şekilde tasarruf edildiğini kayıtların iptal ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 15. maddesi hükmüne göre, tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasındaki taksimin; belge, bilirkişi, tanık beyanları ve benzeri delillerle kanıtlanması mümkündür. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre yapılan taksim uyarınca yukarıda açıklandığı üzere dava konusu taşınmaz bölümlerinin istekte bulunan davacılar ile müşterekleri, dava dışı 51179 m2 yüzölçümlü 141 ada 5 parselinde Hazine ile Fikri Şen mirasçılarına bırakıldığı ve onların zilyet olduğu Hazinenin kullandığı alanın 43186 m2, Fikri Şen mirasçılarının da 8593 m2 yüzölçümlü bölümleri kullandıkları, davalı Hazinenin 890/1920 payına isabet eden 39000 m2'den fazla yer kullandığı belirlenmiştir. Az yukarıda da açıklandığı üzere kayıt malikleri arasında yapılan taksimin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 15. maddesi hükmü uyarınca geçerli bulunduğuna ve kanıtlandığına göre, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında Hazineye taksimle isabet eden 141 ada 5 parsel hakkında iptal ve tescil davası açmak suretiyle bağımsız olarak adına tescilini sağlaması her zaman mümkün bulunmaktadır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/i maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına, 03.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy