(3402 S. K. m. 16)
Dava: Hasan Yağız ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.10.2004 gün ve 1856/954 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu 849 ada 18 parselin kadastro çalışmaları sırasında kadastro elemanlarının yanlış bilgilendirilmeleri neticesinde Hazine adına tespit edilip bilahare de tapuya tescil edildiğini, bu taşınmaz üzerinde davacının eklemeli zilyetliğinin en az 80 - 90 yıla ulaştığını açıklayarak Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilinin zeminde kullandığı eylemli duruma göre adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, duruşmalara katılmamış olup bu nedenle davayı inkar etmiş sayılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 849 ada 18 parsel kadastro çalışmaları sırasında Hazineye ait 8.6.1963 tarih 3676 sıra numaralı tapu kaydına istinaden Maliye Hazinesi adına tespit görmüştür. Dava konusu 18 numaralı parselin 4753 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan belirtmelik sonucunda 1337 numaralı parsel numarasını aldığı kadastro tutanağındaki açıklamalardan anlaşılmaktadır. 12.6.1961 tarihli belirtmelik tutanağında dava konusu taşınmazda Mevlüt Yağız'ın 10 - 15 yıldan beri zilyet bulunduğu yazılıdır. Mevlüt Yağız'ın bu zilyetliğinin mer'adan açmak suretiyle gerçekleştiği vurgulanmıştır.
Yerel mahkeme taşınmazın kuzeyinde ve doğusunda Toprak Tevzi Komisyonunca belirtilen 1529 ( kadastronun 19 ) numaralı mer'a parseli olduğu bu parselin kadim mer'a olduğu ve dava konusu taşınmazında mer'adan 5-15 yıl önce açıldığının belirtilmesi karşısında dava konusu taşınmazın da mer'a olduğunun kabul edilmesi gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Toprak Tevzi Komisyonunca düzenlenen belirtmeliklerin ve kadastro tutanaklarının her zaman geçerli delillerle aksinin ispatı mümkündür. Dava konusu taşınmaza komşu bulunan kadastronun 19 numaralı parseli 1529 numaralı Toprak Tevzi Komisyonunca mer'a norm kararına istinaden mer'a olarak tahsis edilen tahsisli mer'a kapsamında kalmaktadır. Bir yerde tahsisli mer'a varsa ve bu tahsis kadim mer'adan yapılmışsa bunun dışındaki parsellerin sırf mer'aya komşu bulunmaları nedeniyle mer'a olarak kabulü mümkün değildir. Dava konusu taşınmaz dört tarafı itibariyle mer'a sınırı içerisinde kalmamaktadır. Bu haliyle mer'a bütünlüğünü de bozmamaktadır. Taşınmazın güney ve batı kısımlarında şahıs arazileri bulunmaktadır. Dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı şahitleri dava konusu taşınmaz üzerinde önce davacının babasının ve bilahare de davacının 1961 yılından önce gerçekleşen ve iktisabı sağlayan 20 yılı aşkın zilyetliğinden söz etmişlerdir. Ziraat mühendisi bilirkişi de, taşınmazın mer'a niteliğinde bulunmadığını açıklamıştır. Toplanan delillerle, taşınmazın mer'adan kazanılmadığı ispatlanmıştır.
Davacının zilyetliği altında bulunan ve fen memuru bilirkişinin krokisinde B harfi ile gösterdiği 28456 m2 yüzölçümündeki yerin, davalı Hazineye ait 18 numaralı parselden iptal edilerek davacı adına tesciline karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy