(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713) (766 S. K. m. 33)
Dava: İsmail Azman ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 26.10.2004 gün ve 1442/987 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/683 esas sayılı dava dosyasıyla Hazineye ait 863 ada 22 parselin Hazine adına olan tapu kaydının kısmen iptaline, dava konusu kısma ilişkin davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin red gerekçesinin yüz dönümden fazla yerin belgesiz olarak kazanılamayacağı olduğunu, oysa bu yere ait vergi kayıtlarının bulunduğunu açıklayarak davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile ½ payın Mustafa Azman adına, diğer ½ payın da davacılar Yusuf oğlu İsmail, Hasan ve Mehmet Azman adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre dava konusu 863 ada 22 parselin Fen Memuru Bilirkişi İbrahim Özkul'un 15.10.2004 tarihli krokisinde A harfi ile gösterdiği 89.000 m2 yüzölçümünde, Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/683 esas, 1967/778 karar sayılı ilamı ile Bulduk Azman lehine verilen hükümle oluşan kısma yönelik iptal ve davacılar adına tescile ilişkin hüküm kısmının ONANMASINA,
Daha önce Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/683 esas, 1967/778 karar sayılı ilamıyla yüz dönümden fazla kısmın Tapulama Kanunu hükümlerine göre iktisap edilemeyeceğinden bahisle redde ilişkin kısım yönünden 1952 tarih 2475 tahrir numaralı vergi kaydına istinaden bu defa açılan tapu iptali ve tescil davasının temyiz incelemesine gelince; mahalline uygulanıp fen memuru bilirkişinin krokisinde 863 ada 22 numaralı parselin B harfi ile gösterilen 45858 m2 yüzölçümlü yerine uyduğunu belirttiği 2475 tahrir numaralı vergi kaydı beyan üzerine düzenlenmiş bir vergi kaydıdır. Bu vergi kaydının altına Hazine arazisi olduğu şerhi düşülmüştür. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince iktisap için dikkate alınması gerekli vergi kayıtları 1936 tarih 2901 sayılı Arazi Tahriri Kanunu hükümlerince Devlet tarafından yazılan ve hudutları belirtilen vergi kayıtlarına ilişkindir. HGK.nun 21.5.1997 tarih 1997/7-5 esas, 1997/438 karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır. Bu nedenle mahkemece dikkate alınması gerekli vergi kayıtları 1936 ve 1939 yılları arasında yapılan Arazi Tahriri Kanunu hükümlerine göre düzenlenen vergi kayıtları olmalıdır. Kaldı ki davacı Mustafa Azman murisi Bulduk Azman'a ait 1952 tarihli vergi beyannamesinin altına, beyan edilen yerin Hazine arazisi olarak görüldüğü işaret edilmiştir. Bu kanuni düzenlemeler ve dosya arasında bulunan bilgi ve belgelere göre 1967/683 esas, 1967/778 karar sayılı ilamla reddedilip Hazine adına usuli müktesep hak oluşturan kısım yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY:
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal, vergi kaydı, iptal ve tescile ilişkin mahkeme kararlarına dayanılarak TMK.nun 713/l ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, davalı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 863 ada 22 nolu parselden teknik bilirkişinin krokisinde A ( 89000 m2 ) ve B ( 45858 m2 ) harfleriyle işaretlediği taşınmaz bölümleri açısından davanın kabulüne, C ile işaretli taşınmaz parçası için istek olmadığından karar vermeye yer olmadığına, şeklinde karar verilmesi üzerine hükmün kabule ilişkin bölümü Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz üzerine Dairece yapılan incelemede, sayın Daire çoğunluğunca; A ile ilgili hüküm bölümünün onanmasına, B ile ilgili hüküm bölümünün ise bozulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz, Toprak Tevzii Komisyonunca, 1961 yılında yapılan çalışmalar sırasında 1750 Tablendikatif ve 106 belirtmelik parsel numarasıyla ve tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Tevzi işlemlerinin kesinleşmesinden sonra 10.2.1967 tarih ve 51 sıra numarasıyla Hazine adına 145858 m2'lik tapu kaydı oluşmuştur. Sonraki aşamamalar şöyle gelişmiştir; Davacıların miras bırakanı Bulduk Cömert Azman, Köy İşleri Bakanlığına karşı Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve müdahalenin önlenmesi davası, anılan mahkemenin 11.12.1967 gün ve 1967/863 esas, 1967/778 sayılı kararı ile olumlu sonuçlanmış olup limit sınırlaması gözetilerek Hazineye ait 51 sıra nolu tapunun kısmen ( 100 dönüm miktarında ) iptaline karar verilmiştir. Tescil isteği olmadığından bu konuda karar verilmiştir. Ancak dosyaya yansıyan bilgilere göre, daha sonra aynı mahkemede açılan 1971/308 esas sayılı tescil davası ile iptaline karar verilen 100 dönümlük taşınmazın davayı açan veya açanlar adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, bu dosya getirtilmediğinden denetlenmesi mümkün olmamıştır. Sözü edilen dosyaya ait tescil kararının ise infaz edilmediği anlaşılmıştır.
Hazinenin 1750 parsel sayılı taşınmazı 1.5.1975 yılında 3402 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, kadastronun 863 ada 22 sayılı parsel numarasını almıştır. Tevzi tapusu dayanak yapılarak kadastro tutanağı Hazine adına düzenlenmiştir. Tutanak 29.2.1996 tarihinde kesinleşmiştir.
Kadastro tutanağının kesinleşmesinden sonra davacı Mustafa Azman kazanmayı sağlayan zilyetlik ve taksim hukuksal sebebine dayanarak Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil davası, aynı mahkemenin 11.3.1997 tarih ve 1996/661 esas, 1997/162 sayılı kararı ile sonuçlanmış olup, 863 ada 22 nolu parselden teknik bilirkişinin krokisinde C harfiyle işaretli 11000 m2'lik kısım açısından tapunun iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Davacılar, bu sefer zilyetlik ve 1952 tarih 935/2475 tahrir sayılı vergi kaydına yani belgeye dayanarak eldeki davayı açmışlar ve 863 ada 22 nolu parselin tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemişlerdir. Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayıları verilen dosyalarının kapsamları ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/4. madde ve fıkrası gözetildiğinde mahkemece teknik bilirkişinin 15.10.2004 günlü rapor ve krokisinde A harfiyle işaretlediği 89000 m2'lik taşınmaz bölümünün kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından çoğunluğun ONAMA biçiminde gerçekleşen görüşüne açıklanan nedenlerle katılıyorum.
Mahkemece, kabulüne karar verilen ve aynı krokide B harfi ile işaretli 45858 m2'lik taşınmaz bölümü ile ilgili temyiz itirazlarına gelince: Davacılar A+C=100 dönümü mahkeme kararları ile almış bulunduklarından B ile işaretli taşınmaz parçasını da yukarıda tarih ve sayısı verilen vergi kaydına dayanılarak almak istemektedirler.
Sayın çoğunluğun; sadece 2901 sayılı Arazi Tahriri Kanunu hükümlerine göre, Devlet tarafından 1936-1939 yıllarında yazılan vergi kayıtları dikkate alınır, davacıların dayandığı vergi kaydı ise bir beyannameden ibarettir, biçimindeki görüşüne katılmak mümkün değildir. 766 sayılı Tapulama Kanununun 33. maddesi ile 1950 ve öncesi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/A maddesi ile de; 31.12.1981 ve öncesi vergi kayıtlarının zilyetlik belgeleri olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi kanun hükümleri vergi kayıtları konusunda bir ayrım yapmamaktadır. 1952 yılında düzenlenen bir vergi kaydını beyanname olarak kabul etme olanağı bulunmamaktadır. Çünkü ilk defa 11.8.1970 tarihinde yürürlüğe giren 1319 sayılı Emlak Vergi Kanunun 7. maddesi ile "beyan esası" getirilmiştir. Kaldı ki, 3402 sayılı Kanunun 47/D maddesi hükmü uyarınca düzenlenen "Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin" 3. maddesi açıkça 1981 yılı ve öncesi emlak beyannamelerini zilyetlik belgesi olarak kabul ettiği görülmektedir. Şu halde ilke olarak davacıların dayandığı 1952 tarih 935/2475 tahrir nolu vergi kaydı hukuken geçerli bir belgedir. Ne var ki, Özel İdare Müdürlüğünden gelen vergi kaydının altına düşülen notta; "1952 tarih Tadilat Komisyonunun 18.3.1964 gün ve 116 sayılı karar Hazineyi Maliye adına çıkıyor" ibaresi yer almaktadır. Bu açıklamaya göre anılan vergi kaydı önce davacıların miras bırakanı Bulduk Cömert Azman adına düzenlenmiş, daha sonra Tadilat Komisyonunca yapılan kontrol ve inceleme sırasında bu düzenleme uygun görülmeyerek iptal edilmiş ve taşınmazın Hazineye ait olduğu bildirilmiştir. Ancak bu konuda yapılan araştırma kesin bir yargıya varmak için yeterli değildir. O halde, bu konuda Özel İdare Müdürlüğünden detaylı bilgi istenilmesi, bundan ayrı anılan vergi kaydının kadastroca herhangi bir parsele revizyon görüp görmediğinin Kadastro Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, şayet vergi kaydı Tadilat Komisyonunca iptaline karar verilmiş veya başka bir parsele revizyon görmüş ise, bu takdirde ( B ) ile ilgili davanın reddine, şayet sözü edilen vergi kaydı hukuken geçerliliğini koruyor ise ( B ) ile ilgili davanın kabulü gerektiğinin düşünülmesi, şeklinde bozma yapılması gerekirken, kesin bozma şeklinde gerçekleşen sayın çoğunluğun görüşüne açıklanan nedenlerle katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy