(3402 S. K. m. 15)
Dava: Ömrüye Şen ile Zahide Sağlam aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ödemiş 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.09.2004 gün ve 499/541 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, ortak miras bırakan Mehmet Ali'den kalan dava konusu taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalı Zahide adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, vekil edeninin miras payı oranında tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu yerlerin miras bırakandan kalan yerler olmayıp, vekil edenine ait olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 48 parsel hakkındaki davanın reddine, 2, 5 ve 17 parseller hakkındaki davaların kabulü ile davacının miras payı oranında iptal ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu kayıtlarına göre dava konusu 2, 5 ve 17 parsellerin tümü, 48 parselinde ½'si davalı Mehmet kızı Zahide Sağlam adına kadastro yoluyla tespit ve tescil edilmişlerdir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazlar ve 48 parseldeki davalı adına yazılı payın 1978 yılında ölen ortak miras bırakan Mehmet Ali'den kaldığını, terekesinin taksim edilmediğini ileri sürmüştür. Mirasçılık belgesine göre Mehmet Ali'nin mirasçı olarak davacı, eşi davalı Zahide ve davada taraf durumunu almayan diğer üç mirasçıyı bıraktığı belirlenmiştir.
Az yukarıda açıklandığı üzere, davacı vekili, taşınmazların miras bırakanından kaldığını ileri sürmüş, davalı vekili, vekil edenine ait olduğunu savunmuştur. Bu durumda tarafların iddia ve savunmalarını kanıtlaması gerekir. Davacının taşınmazların miras bırakan Mehmet Ali'den kaldığını, davalının da bu yerlerin Mehmet Ali ile ilgisinin bulunmadığını, kendisine ait olduğunu kanıtlaması gerekir. Dava konusu taşınmazların öncesi itibariyle aidiyeti ve mülkiyet durumu bakımından dinlenen taraf tanıklarının beyanları arasında aykırılık olup, mahkemece bu aykırılık giderilmeden 48 parseldeki ½ payın davalı Zahide'nin kayınvalidesinden satın ve devraldığı, diğer taşınmazların da miras bırakan Mehmet Ali'den kaldığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Bundan ayrı mahkemece, miras hisselerinin hesap edilmesinde de hataya düşülmüştür.
Somut olayda; davalı Zahide 4/16, diğer mirasçıların da 3/16 oranında miras hakkı bulunmaktadır. Kabul şekline göre; bu oranlar karşısında davacının miras payı eksik hesap edilmiştir. Açıklanan nedenlerle hüküm usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 13,50 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 27.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy