(4721 S. K. m. 640, 701, 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: A. B. ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kayseri 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.07.2004 gün ve 375/519 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, Hazine adına tapuda kayıtlı 110 ada 220 nolu parselin tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın Hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, bu nedenle tapulu taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından aynı gerekçelerle temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescili davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar beyanlarında; taşınmazın davacıların babası ve miras bırakanı A. B.'den kaldığını açıklamışlar ve taksimden söz etmemişlerdir. Muris A. B. 1990 yılında öldüğüne göre TMK.nun 640 ve 701. maddeleri gereğince terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Dava üçüncü kişiye karşı açılmıştır. Bu bakımdan öncelikle davacı taraftan murise ait okunaklı veraset ilamının istenmesi, bu veraset ilamına göre dava dışı kalan mirasçıların yöntemine uygun bir biçimde davacı safında davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı usulüne uygun olarak olurlarının alınması yada TMK.nun 640. maddesi uyarınca terekesine temsilci atanmak suretiyle ve onun huzuru ile davanın yürütülmesi ve böylece dava koşulunun yerine getirilmesi gerekir.
İşin esasının incelenmesine gelince; uyuşmazlık konusu 110 ada 220 no lu parsel 1963 yılında bölgede yapılan toprak tevzii çalışmaları sırasında S. ve B. 'nin işgalinde olduğu açıklanarak 2289 parsel ve 935 belirtmelikle Hazine adına belirtilmiş, 1937 tarih 1778 tahrir no lu vergi kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına yazılmıştır. Daha sonra ifraz görmesi sonucu toprak tevziinin 5178 parsel sayılı belirtmelik numarasını almış 04.03.1964 tarih 44 sıra nolu tapu kaydı ile Hazine adına sicil oluşmuştur. Bu tapu kaydına dayanılarak 8.12.1997 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tarla niteliği ile Hazine adına kadastro tutanağı düzenlenmiş 11.7.2000 tarihinde kesinleşmesi sonucu Hazine adına tapu oluşmuştur.
Toprak Tevziinin yaptığı çalışmalar sırasında 2899 parsel 935 nolu belirtmeliğe uygulanan S. ve B. B. 'ye ait 1937 tarih 1778 tahrir nolu vergi kaydının sabit sınırlı olmaması ve taşınmazın etrafında zamanla hali, tepe ve mer'a gibi yerlerden genişletilmek suretiyle tarla haline getirildiği gerekçesiyle anılan vergi kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına yazıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece belirtmelikte belirtilen bu nitelendirme gereğince tahsisli ve kadim mer'a araştırması yapmadığı gibi 220 nolu parselin çevresinde bulunan kadastro tutanak ve ekleri ile dayanakları da getirtilerek uygulaması yapılmamıştır. Bu bakımdan taşınmazın bulunduğu Mahseni kasabası Yeni mahalleye ait tahsisli ve kadim mer'a kayıtlarının olup olmadığının Köy Hizmetleri il Müdürlüğü, Tapu Sicil ve Özel İdare Müdürlüklerinden sorulması, varsa bu kayıt ve belgeler ile 1937 tarih 1778 tahrir nolu vergi kaydı getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte bu kayıt ve belgelerin yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanması, taşınmazın tahsisli, kadim mer'a kayıtları ve vergi kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, bundan ayrı 110 ada 220 nolu parsele komşu 156, 157, 159,218,219,221, 240, 239, 238, 241 ve 242 nolu kadastro parsellerine ait kadastro tutanak ve ekleri ile bu parsellere kadastro sırasında uygulanan tapu ve vergi kayıtları da getirtilerek aynı şekilde keşifte uygulamalarının yapılması, komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması, taşınmazın kadim mer'adan açılan yerlerden olup olmadığı hususu üzerinde durulması, uzman bilirkişi ziraat mühendisinden taşınmaz ve çevresi bir bütün olarak incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği konusunda kendisinden gerekçeli rapor istenilmesi gerekmektedir.
Öte yandan 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca 1990 yılında ölen muris A. B. ile tüm mirasçıları hakkında miktar araştırmasının yapılması, muris ve mirasçılarının belgesizden taşınmaz edinip edinmedikleri konusunun Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davaları açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, açılmış tescil davaları var ise dosyaları getirtilerek miktar araştırması yönünden göz önünde tutulması, ondan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 14.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy