(4721 S. K. m. 713)
Dava: Hüseyin Akbaş ile Hazine ve Çatalağzı Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Zonguldak 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.07.2004 gün ve 231/285 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 30 yılı aşkın süreli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Belediye Başkanlığı, yargılama oturumlarına katılmamış, cevap ve delil bildirmemiştir.
Mahkemece, 10.06.2003 günlü krokide A harfi ile gösterilen 1918, 22 m2 ve B harfi ile gösterilen 1488, 20 m2'lik bölümlerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın MK.nun 639 ( TMK.nun 713/1 ) maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar miras ve taksim yoluyla davacıya intikal eden bu yerin dava tarihine kadar 30 yılı aşkın süredir tasarruf edildiğini, ormancı bilirkişi 11.08.1973 tarihinde kesinleşen orman sınırlama hattının dışında kalan orman sayılmayan yerlerden, ziraatçı uzman bilirkişi %35-40 eğime sahip hali hazırda kazılmış ve lahana ekilmiş halde olduğunu, Karadeniz bölgesinde yetişen geleneksel ürün olan mısır ve kışlık sebze türü ürünlerin yetişmesine elverişli bulunduğunu bildirmişlerdir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya içeriği gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, soyut olarak davacı ve miras bırakanının zilyetliğinden söz etmişlerdir. Buna karşılık ziraatçı ve ormancı bilirkişiler de taşınmazın tümüyle kültür arazisi olarak işlenmediğini açıklamışlardır. Taşınmazın gerek niteliği ve gerekse kullanım ve tasarruf durumu yönünden yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile teknik bilirkişi raporları arasında çelişki hasıl olmuştur. Bu hususun giderilmesi için taşınmaz başında teknik ve jeolog bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan davacı ve miras bırakanının zilyetliğinin olaylara dayalı olarak başlangıcı, süreci ve niteliğinin sorulması, bu yerin kültür arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığının, uzun süre kullanılmayan bir yer ise zilyetliğinin terkedilip edilmediğinin kendilerinden ayrıntılı olarak sorulması, taşınmazın ortasından derenin geçmesi nedeniyle bu yerin derenin aktif yatağı ve etkisi altında bulunan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, bu konuda jeolog bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, davanın kabul edilmesi halinde 3303 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca arzın altında olan madenlerin Devlete ait olduğunun belirtilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca Üye Satılmış Altıngöz'ün karşı oyuyla ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 12.01.2005 tarihinde karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY :
Davacı vekili, 20.09.2002 havale tarihli dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını belirttiği taşınmazın 30 yılı aşkın süreden beri zilyetliği altında bulundurduğunu açıklayarak, TMK.nun 713/1 maddesi uyarınca müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, 10.6.2003 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide sarı renkle işaretli 1731.97 m2 büyüklüğündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya içeriğinden: Ziraat Yüksek Mühendisi Necdet Onuk tarafından düzenlenen 23.6.2003 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle "... taşınmazın %35-40 eğimli olduğu, erozyona müsait olduğu, dava konusu taşınmazın toprak yapısının orman toprakları grubuna girdiği, genelde ormandan açılarak tarımla ihya edilen alanlardan olduğu ve Zonguldak İlinin topraklarının halen sırasıyla orman, kuru tarım, otlak olarak kullanılmakta bulunulduğunu ve bu üç kullanışa ayrılan genişlik havzanın %90 civarında bulunduğunu, orman ve fundalıkların havzada geniş yer tutan dağlık ve tepelik arazinin tümüne yakın kısmını kapladığı, dava konusu taşınmaz üzerinde çok yıllık yem bitkilerine ait herhangi bir bitki çeşidine rastlanmadığı, dolayısıyla mer'a vasfına haiz olmadığı, dava konusu taşınmaz her ne kadar orman olarak görülmüyorsa da yukarıda belirtildiği gibi çok uzun yıllar evvel TARIM YAPILMAK İÇİN ORMANDAN AÇILAN YERLERDEN OLDUĞU VE TARIMLA İHYA EDİLDİĞİ İÇİN ORMAN TOPRAĞI ÖZELLİĞİNİ YİTİRDİĞİ..." açıklanmıştır. Orman Yüksek Mühendisi Ersan Kabakçı tarafından düzenlenen ve 20.6.2003 havale tarihli bilirkişi raporunda ise "... taşınmazın %35 eğimli ve toprağının killi, orta derinlikte olduğu, taşınmazın sınırlarında 20 yaşlarında kestane ağaçları ve orman güllerinin bulunduğu, taşınmazın bitişik ve civar arazileri köy toplu alanları orman olup ormanlar koru olarak işletildiği asli ağaç türlerinin kayın, meşe, kestane ve gürgen olduğu, taşınmazın Devlet ormanına bitişik olduğu ve orman bütünlüğünü bozucu nitelikte bulunmadığı..." anlaşılmıştır. 13.06.2003 tarihli teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide ise, tescile konu yerin güney doğu sınırında Devlet ormanı bulunduğu, krokide A harfi ile gösterilen yerin Devlet Ormanına sınır olmadığı görülmektedir.
Yukarıda değinilen uzman bilirkişilerin raporlarından krokide B harfiyle işaretli dava konusu yerin önceden Devlet ormanı iken açılarak elde edildiği ve halen Devlet ormanına bitişik durumda bulunduğu tartışmasızdır. Hukuk Genel Kurulunun kararı ve Yargıtay Hukuk Dairelerinin istikrar kazanmış öteki kararları uyarınca böyle bir yerin ormandan açıldığının kabulü gerekir. Orman toprağının zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Dava konusu taşınmazlardan B harfi ile işaretli 1488.20 m2 miktarlık kısmın Devlet ormanından açma olduğu ve ormana bitişik olması nedeniyle kazanılması mümkün değildir. Bu kısma ilişkin davanın reddi gerekir. Ancak aynı krokide A harfi ile gösterilen 1918, 22 m2'lik bölüm için Dairenin çoğunluk görüşünde benimsenen bozma nedenlerine iştirak ediyorum.
Hal böyle olunca dava konusu yerlerden krokide A harfi ile gösterilen bölüm için çoğunluk görüşü tarafından benimsendiği üzere araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi, ancak krokide B harfi ile işaretli 1488, 20 m2 bölüm için davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden Daire çoğunluğunun bu bölüme ilişkin bozma nedenlerine katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy