(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Cemalettin Akkuş ile Hazine, Orman Genel Müdürlüğü, Yolçatı Köyü Tüzel Kişiliği, dahili davalı Fatma Akkuş ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Bursa 5. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.02.2004 gün ve 230/79 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını belirttiği taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile imar-ihya koşullarına dayalı TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır. Mahkemece taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı, kadimden beri üzerinde ve çevresinde tarım yapıldığı, tespit dışı bırakıldığı, 1971' den beri davacının zilyetliğinde olduğu ve yasal koşulların davacı yararına oluştuğu görüşü ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmaz Nilüfer Kadastro Müdürlüğü'nün 12.09.2000 tarih 958 sayılı yazısı ekinde gönderilen orijinal paftada Devlet ormanı olarak gösterilen bölgede yer almaktadır. Yine aynı müdürlüğün 12.02.2002 tarih 140 sayılı yazısı ile taşınmazın bulunduğu yerde 1971 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 766 sayılı Kanun gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Orman İdaresi de taşınmazın bulunduğu köyde 6831 sayılı Kanuna göre orman tahdidi ve 2/B maddesi çalışmasının 1995 yılında başlayıp 1996' da bitirildiğini bildirmiştir.
Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tescil konusu taşınmazın kök miras bırakandan taksim sonucu davacıya kaldığını ve davacının dayandığı 1193 tahrir nolu vergi kaydının bu yere uyduğunu, ancak vergi kaydında niteliği orman olarak gösterilmiş ise de orman olmadığını ifade etmişler, ormancı uzman bilirkişiler de 1995 yılında yapılan orman tahdit çalışmasının 19.07.1996'da kesinleştiğini ve orman tahdit haritası uygulaması sonucu taşınmazın tahdit hattı dışında kalıp orman sayılmayan yer olduğunu bildirmişlerdir. 26.06.2003 tarihinde yapılan keşifte görev alan Orman Yüksek Mühendisi Orhan Yıldırım 08.07.2003 tarihli raporunda ayrıca, 1947 yılında çekilen 1955 yılında revize edilen hava fotoğraflarına göre, 1958 yılına ait memleket haritasında taşınmazın yeşil renge boyalı kısımda yer aldığını, toprak yapısının da ağır kumlu balçık toprak olduğunu açıklamıştır.
Tüm bu delillere göre taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında orman olduğu, 1971 yılında yapılan arazi kadastrosunda düzenlenen paftaya göre de orman niteliği ile tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın 1995 yılında yapılıp 19.07.1996 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile orman sınırlama hattının dışında bırakılmış olması nedeniyle bu tarihe kadar orman olarak kabulü gerekir. Davacının zilyetliği de ancak bu tarihten sonra değer taşıyabilir. Dava 08.07.1999 tarihinde açılmakla, kanunun aradığı kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine ile Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz eden Orman Genel Müdürlüğüne iadesine 27.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy