(743 S. K. m. 634) (4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (3402 S. K. m. 13)
Dava: Sündüz Yağcı (Utku) ile Hatice Depreli ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.10.2003 gün ve 933/2383 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 141 ada 17 parselin 1975 yılında davalıların miras bırakanı A. C.'ın, vekil edeni İsmail Utku'ya haricen satıp devir ettiğini, satış ve devir yasağı nedeniyle tapusunun verilmediğini, kadastro çalışmaları sırasında bu durumun gözden kaçırılarak satıcı A. C. adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptal edilerek vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1975 yılında davacının miras bırakanına satılıp devir edildiğinin kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm; davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
59.600 m2 yüzölçümlü 141 ada 17 parsele ait kadastro tutanağında, 06.02.1970 gün 208 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak 06.05.1992 tarihinde Muhittin oğlu A. C. adına tespit edilmiştir. Dayanak tapu kaydı 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar hükümleri uyarınca Hazine adına belirtilip, 02.04.1965 gün ve 275 numarası ile tescil edildikten sonra dağıtım yolu ile 06.02.1970 gün ve 208 sıra numarası ile davalıların miras bırakanı Muhittin oğlu A. C. adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı vekili dava konusu taşınmazın kayıt malikinin 1975 yılında vekil edeninin miras bırakanına haricen satıp teslim ettiğini açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece satış ve devir olgusuna değer verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Harici satışın yapıldığı 1975 yılında dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. TMK. nun eski 634, yeni 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükümlerine göre tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın haricen satış ve devri hukuken geçerli sonuç doğurmaz. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinde belirtilen koşulların oluşması halinde böyle bir harici satışa dayanılarak iptal ve tescil istenilebilir. Harici satışın yapıldığı tarihte 4753 sayılı Kanun ve bunun yerine geçen 1757 sayılı Kanundaki sınırlamalar nedeniyle de satış geçersiz ise de, Hazine davada taraf durumunu almadığı için koşulları oluştuğu takdirde Kadastro Kanunu'ndaki düzenlemeler karşısında kazanılması mümkün olabilir. Bu durumda uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesindeki koşullar çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. Anılan hükümde aynen zilyet, taşınmaz malı kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümesillerinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişi veyahut tanık sözleriyle ispat ettiği ve ayrıca en az 10 yıl müddetle çekişmesiz aralıksız ve malik sıfatı ile zilyet bulunduğu takdirde zilyet adına ... tespit olunur denilmiştir. Somut olayda; davacı vekili taşınmazın kayıt malikinden haricen satın alındığını ileri sürmüş olmasına karşın yerel bilirkişi ve tanıklar, kayıt malikinin babası Muhittin'in satışını bildirmişlerdir. Mirasçılık belgesine göre 1987 yılında ölen kayıt maliki A.'in geride mirasçı bıraktığı, tanıkların beyanlarında geçen satıcı babasının mirasçı olmadığının bildirilmiş olması karşısında Kadastro Kanunu'nun anılan maddesindeki kayıt malikinden veya mirasçılarından... satın alma olgusu gerçekleşmemiş olmaktadır. Satışın temsilci aracılığıyla yapıldığı ileri sürülüp kanıtlanmamıştır. Hal böyle olunca davacının 3402 sayılı Kadastro Kanununun harici satışlara değer veren 13/B-b maddesinden yararlanması ve bu hükme dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunması mümkün olmaz. Diğer yönden kayıt malikinin ölüm tarihinden tespit tarihine kadar TMK. nun 713/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesindeki koşullar da oluşmamıştır. Tüm bu açıklamalar karşısında satış ve devir olgusuna değer veren mahkemenin gerekçesine katılmak mümkün olmamıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 80.500.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy