(4721 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 275)
Dava: M. Sait Altuner ile Hazine, Tuzlagözü Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki zilyetlik tespiti davasının kabulüne dair Kozluk Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.09.2004 gün ve 105/107 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Karayolları Genel Müdürlüğünce düzenlenen özel parselasyonda 57 parsel numarasıyla gösterilen taşınmazın 30 seneyi aşkın bir zamandan beri zilyetlik ve tasarrufu altında bulunduğu açıklayarak davalı Hazine adına yapılan tespitin iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu yerin Hazineye ait tapulu bir yer olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, Hazine adına yapılan tespitin iptaline, davacının zilyet olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İdarece Hazine adına yapılan tespitin iptali ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescil isteğine ilişkindir. Dosya içerisindeki 20.6.1990 günlü tutanakla dava konusu yerin Hazineye ait olduğu belirlenmiştir. Davacı, Hazine adına tespite ilişkin bu belgenin iptalini de istemiştir. İdari işlem niteliğinde olan bu belgenin iptali İdari Yargının görevine girer. Mahkemece Hazine adına tespite ilişkin işlemin iptaline karar verilmiş olması doğru değildir.
İşin esasına gelince; dava tapusuz yerin TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıklarda anılan maddenin 3. fıkrasına göre davanın Hazine yanında ilgili diğer kamu tüzel kişilerine yöneltilmesi gerekir. Yapılan inceleme sonunda taşınmazın sınırında Devlet karayolu bulunduğu belirlendiğine göre davanın Karayolları Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, yolun yapımına ilişkin kamulaştırma haritası ve tüm belgelerin eksiksiz olarak getirtilip dosya arasına konulması, gerekir. Diğer yönden, bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlanması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri, taşınmazın yol altında kaldığı tarihe kadar davacı tarafından kazanıldığını göstermeye yeterli değildir. Bu hususlar gözönünde tutularak taşınmaz başında yeniden keşif yapılmak suretiyle yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğinin başlangıcı, süreci ve niteliğinin sorulması, kamulaştırma mevcut ise buna ait belgelerin yerine uygulanması, yol altında kalan ve yolla ilgili olmayan bölümlerin belirlenmesi, yol altında kalan bölümler hakkında koşulları oluşmuşsa mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerekmektedir. Bu yönler araştırılıp belirlenmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy