(4721 S. K. m. 931, 1023)
Dava: G. Ertuş ve M. Çetin ile Hazine ve İl Özel İdare Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Hakkari Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 10.07.2003 gün ve 232/188 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, miras yolu ile intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 148 ada 32 parselin davalı İl Özel İdare Müdürlüğü üzerindeki tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve İl Özel İdare Müdürlüğü vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece davalı İl Özel İdare Müdürlüğünün ediniminde kötü niyetli olduğu ileri sürülmediği ve kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
909 m2 yüz ölçüme sahip 148 ada 32 parsele ait kadastro tutanağında, aynı ada 2 parsele uygulanan 15.06.1989 gün ve 28 numaralı tapu kaydının güney sınırının genişletmeye elverişli Hazine okuması nedeniyle kayıt miktar fazlası olarak 15.11.1991 tarihinde arsa niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, 24.07.1995 tarihinde satış ile davalı Hakkâri Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü adına tescil ve 30 parselle birleştirilerek 37 parsel oluşturulmuştur. Davacı taraf birleştirme sonucu oluşan tapu kaydını göz önünde tutmaksızın eski kaydın iptal ve tescilini istemiştir.
Davanın açıldığı tarihte dava konusu yer Hakkâri Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikine karşı açılması yeterli olup ayrıca satıcı mevkiindeki Hazinenin dava edilmesine gerek bulunmamaktadır. Hazine hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
İşin esasına gelince; davacılar vekili dava konusu yerin vekil edenlerine miras yoluyla intikal ettiğini açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanık dava konusu yerin tespit tarihine kadar davacılar ve miras bırakanları tarafından tasarruf edildiğini, 2 parsele revizyon gören yukarıda tarih ve sayısı yazılı tapu kaydındaki Hazine sözcüğü ile sınırda yer alan Sağlık Müdürlüğü Tesislerinin kastedildiğini bildirmişlerdir. Bu açıklamalara göre tespit tarihine kadar kazanma koşulları kanıtlanmış olmaktadır.
Davalı Hakkari İl Özel İdare Müdürlüğünün ediniminde iyi niyetli olup olmadığı meselesine gelince; TMK. nun 1023. maddesi hükmüne göre, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynı hak iktisap eden kimsenin bu iktisabı korunur. 11.11.1991 gün 4/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmaz malı iktisap eden kimseye karşı MK. nun 931. maddesinde öngörülen iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle açılan tapu iptali davalarında dava açma iradesinin iktisabın kötü niyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığı benimsenmiş olması karşısında davacılar görülmekte olan davayı açmakla İl Özel İdare Müdürlüğünün kazanımda kötü niyetli olduğunu ileri sürmüş olmaktadırlar. Mahkemenin bu hususun ileri sürülmediği yolundaki görüşü tarih ve sayısı açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında yerinde görülmemiştir. Dava konusu parselin Hazineden davalı idareye geçişi bir kanun hükmü gereği olmayıp, tapudaki satış işlemi sonucu gerçekleştiğine göre davalı idarenin ediniminde kötü niyetli olduğu iddia ve ispat olunabilir. Bu tür durumlarda taşınmazı satın alan tüzel kişinin yetkili organlarının iyi ya da kötü niyetli bulunmalarına göre sonuca varılacaktır. Tüzel kişilerin de tapu kütüğündeki tescil işlemlerinde gerçek kişiler gibi önceki durumu bilmeleri nedeniyle ediniminde iyi niyetli olmadıkları ortaya çıkabilir. Bu nedenle iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, davalı idarenin tapu kütüğündeki tescile dayanarak ediniminde kötü niyetli olup olmadığı hususunun araştırılıp belirlenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy