(4721 S. K. m. 713)
Dava: Sıtkı Altay ile Hazine ve Çukurca Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Çukurca Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.05.2004 gün ve 30/29 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 21.03.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, 21.07.2003 havale tarihli dava dilekçesinde belirttiği taşınmazı Çukurca özel idare müdürlüğünden satın aldığını bu yere yapılandığını açıklayarak mevki ve sınırlarını belirttiği 150 m2'lik yerin adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Hazine ve Belediye Başkanlığına tebligat yapılmış, cevap vermemişler ve oturumlara katılmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne Çukurca ilçesi Cumhuriyet Mahallesi, Nalgunt mevkiindeki doğusu yol, batısı İhsan Şen, güneyi orman işletme şefliği, kuzeyi yol ile çevrili 150 m2'lik taşınmazın üzerindeki ev ile birlikte Teknik Bilirkişi Adnan Parlak tarafından düzenlenen rapor ve kroki dikkate alınarak TMK. nun 713 maddesi uyarınca davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden: Hakkari ili, Daimi encümeninin 11.8.1999 gün ve 1999/93 karar no'lu kararından: ... Çukurca ilçesine bağlı köylerden terör nedeniyle göç eden vatandaşlara özel idare müdürlüğü mülkiyetinde bulunan arsaların satılması işleminin havalesi üzerine ilçe merkezine yerleştirilen bu şahıslara devlet tarafından inşaat malzemeleri verilerek kalacak yerleri olmadığı için mülkiyeti il özel idare müdürlüğüne ait arsa üzerine kendilerine ev yapıldığı ve eşit şekilde satılarak her bir vatandaştan 20.000.000 TL. ücret alınmasının uygun görüldüğü, il genel meclisinin 7.5.1999 günlü birinci oturumunda uygun görülmekle üzerinde ev inşa edilen arsaların sahiplerine satılmasına ... kararının verildiği yazılıdır. Davacı 20.000.000 TL'sini Çukurca Ziraat Bankasına 30.11.1999 tarihinde ödemiştir. Çukurca Kaymakamlığı 30.11.1999 tarih ve 161 sayılı yazısıyla ...mülkiyeti Hakkari ili özel idare müdürlüğüne ait 21.271 m2'lik gayrimenkulden 18.300 m2'lik arazinin terör olayları nedeniyle ilçe merkezine göç eden 122 aileye eşit olarak 150'şer m2 olmak kaydıyla 20.000.000 TL bedelle 2886 sayılı Yasanın 51. maddesi uyarınca tahsis ve satışının uygun görüldüğü, Sıtkı Altay'ın bankadaki hesaba bu parayı 30.11.1999 tarihinde ödediği anlaşıldığından imar, kadastro ve tapu işlemleri yapılıncaya kadar iş bu tahsis belgesinin kaymakamlıkça verildi... yazılıdır. Dosyada yapılan tüm araştırmalarda Hakkari ili özel idare müdürlüğü adına Çukurca ilçesinde kayıtlı ve davaya konu yerle ilgili tapulu hiçbir taşınmaz söz konusu değildir. Eş anlatımla, tahsis yazısına ve il daimi encümen kararına dayanak olduğu yazılı olan tapulu bir taşınmaz yoktur. Olmayan bir yerin tahsisi ve satışı da mümkün değildir. Öte yandan; 10.11.2003 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanığı dava konusu yerlerin davacıya 1999 yılında verildiği (tahsis edildiği) açıklanmıştır. Öyle ise, davacının zilyetliğinin 1999 yılında başladığının kabulü zorunludur. Esasen yerel mahkemede kabul kararını TMK. nun 713. maddesine dayandırmıştır. Oysa TMK. nun 713. maddesi uyarınca bir yerin kazanılabilmesi için 20 yıldan fazla aralıksız ve çekişmesiz zilyetliğin söz konusu olması gerekir. Somut olayda; zilyetlik hem resmi belgelerden, hem de mahalli bilirkişi ve tanık anlatımından anlaşılacağı üzere 1999 yılında başlamıştır. İş bu dava 2003 yılında açılmıştır. Aradan 4 yıl geçmiştir. Bu durumda TMK. nun 713. maddesine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi ve bu kararın onanması yasanın amir hükmünün mahkemelerce gözardı edilmesi anlamına gelir. Böyle bir durum hukuk devletinde kabul edilemez. Kaldı ki; tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın tahsisi de hukuken ve kanunen mümkün değildir. Yine olmayan bir yerin 2886 sayılı Yasaya göre satışı da meşru olamaz. Mahkemeler kadar devletin yürütme organları da yasaları doğru uygulamakla görevlidirler. Esasen bu tür mağdur gören vatandaşlara gayrimenkul verilmesi gerekiyor ise Hazinenin kendisine ait taşınmazlarını yasalar çerçevesinde tahsis etmesi ve tapuda intikallerini yaptırması gerekir. İdarenin yapması gereken işi ve görevi: Mahkemelerin üstlenmesi Mer'i Anayasa hükümlerine göre olanaklı değildir.
Bu durumda, külliyen yasaya aykırı olan iş bu kararın Bozulması gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmam mümkün değildir. Kararın açıkladığım bu sebeplerle bozulması gerektiği kanaatindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy