(4721 S. K m. 713) (3402 S. K. m. 20, 21)
Dava: Hüseyin Aktürk ile Zehra Yaşaroğlu ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Bayburt Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.05.2004 gün ve 167/128 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait 134 ada 12 numaralı parselin gerçek yüzölçümünün 30.000 m2 olması gerekirken kadastro çalışmaları sırasında 15.000 m2 olarak yazıldığını açıklayarak 134 ada 11 numaralı parselin 15.000 m2'lik kısmının tapusunun iptali ile 12 numaralı parsele ilave edilerek müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya karşı herhangi bir savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 134 ada 11 numaralı parsel senetsizden 12.961,72 m2 olarak davalıların murisi Zülküf Yaşaroğlu adına, 134 ada 12 numaralı parsel ise davacı Hüseyin Aktürk adına tespit görmüş ve tutanağın kesinleşmesini müteakip 09.10.1993 tarihinde her iki parsel tapuya tescil edilmiştir. Davacı, kendisine ait 12 numaralı parselin yüzölçümünün eksik yazıldığından bahisle bu davayı açmıştır. Mahallinde yapılan keşifte fen memuru bilirkişi davacının 134 ada 11 numaralı parselde kendisine ait olduğunu söylediği ve krokide A harfi ile gösterilen yerin yüzölçümünün 9832,77 m2 geldiğini belirlemiştir. Keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerde davacının zilyetliğinden söz etmişlerdir. Davacı, iddiasını ispat etmek için tanık deliline dayanmıştır. Mahkemenin davalıya ait taşınmazın üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığını açıklayarak davayı reddetmesi doğru değildir. Davacının kayden başkası üzerinde kayıtlı taşınmaz üzerinde zilyetliğini sürdürmesi beklenemez. Davacının, kadastrodan önceki zilyetliğini ispatlayarak taşınmazın kısmen iptalini ve adına tescilini istemesi mümkündür. Davacının, tanık deliline dayanması ve zilyetlik olaylarının tanıkla ispat edilmesinin mümkün bulunması karşısında iddia ve savunma çerçevesinde tanık delillerini bildirmesi için davacı ve davalıya mehil verilmesi, bildirilecek tanıkların HUMK.nun 258 ve 259. maddeleri hükümlerine uyularak davet edilip keşif mahallinde dinlenilmeleri, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy