(4721 S. K. m. 713)
Dava: Nusret Seğmenoğlu ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kozan 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.11.2004 gün ve 156/496 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 142 ada 245 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin zilyetlikle kazanılamayacak orman toprağı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
209 m2 yüzölçümlü dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, Mustafa Seybel'in kullanımında olduğu, belge ibraz edilmemesi ve zilyetliğinin tam olarak belirlenmemesi nedeni ile 21.09.1999 tarihinde ahşap ev cinsi ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı bu yerin babası tarafından kendisine verildiğini bildirmiş, eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece dava konusu parselin davacıya geçiş sebebi üzerinde durulmamıştır. Bu hususun araştırılması, miras yolu ile geçmiş olupta taksim hususu ileri sürülmediğine ve yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından da ifade edilmediğine göre öncelikle dava koşulunun gözetilmesi ve yerine getirilmesi gerekir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın orman olduğunu ileri sürmüş, 24.06.2004 günlü liste ile tanıklarını mahkemeye sunmuştur. Mahkemece Hazine'nin tanıkları dinlenilmemiştir. Tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmediğine göre savunma doğrultusunda çağrılıp dinlenilmeleri gerekir. Bundan ayrı taşınmazın orman olduğu ileri sürüldüğü, paftaya göre sınırında yer alan 236 parselin kadastro tutanağında 1995 yılında bu yerde yetkili orman kadastro komisyonlarınca orman sınırlama çalışmalarının yapıldığı açıklandığı halde taşınmazın niteliği belirlenmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Hazine vekili temyiz dilekçesinde taşınmazın yaylak olduğunu da ileri sürmüştür. Yaylak olan bir yerin zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak elbirliği mülkiyet durumu söz konusu ise dava koşulunun yerine getirilmesi, ondan sonra iptal ve tescil konusu taşınmazın orman ve yaylak sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy