(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14) (766 S. K. m. 2)
Dava: A.Işık ile Hazine ve Uğurcuk Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Birecik Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.09.2003 gün ve 762/410 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 100.000 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastroca tespit dışı bırakılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Tescil konusu taşınmaz 1976 senesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 766 sayılı Tapulama Kanununun 2. maddesi hükmü uyarınca tespit dışı bırakılan bir yerdir. Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu yeri 2 sene kadar önce dedesi Ş. Işık'tan satın ve devraldığını, eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliği nedeniyle tesciline karar verilmesini istemiş, yerel bilirkişi ve tanıklar davacı ve satıcısının dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi üzerinde 20-25 yaşlarında kapama antep fıstığı yer alan tescil konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde bulunduğunu bildirmeleri üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Komşu parsellere uygulanan kayıtlar ve dosya içeriğine göre tescil konusu taşınmaz dere yatağı niteliğinde bulunan bir yerdir. Bu durumda taşınmazın aktif dere yatağı veya derenin etki alanında kalan bir yer olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu konuda herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi bakımından yerel, teknik, jeolog ve fotoğrafçı bilirkişi aracılığıyla tescil konusu taşınmazın başında keşif yapılması, taşınmazın aktif dere yatağı veya etkisi alanında kalan bir yer olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, jeolog bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, taşınmazın niteliğinin belirlenmesine esas olmak üzere HUMK. nun 366. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz ve çevresini içine alacak şekilde resimleri çekilip usulen onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekmektedir.
Tescil konusu taşınmaz dava tarihinden 2 sene kadar önce satışla davacıya geçmiştir. Dosyadaki bilgilere göre 13 dönüm yüzölçümlü 303 parsel belgesizden satıcı Ş. adına tespit edildiği belirlenmiştir. Davada Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı hiçbir belgeye dayanılmadığına, satış tarihinden dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan bağımsız 20 yıllık süre geçmediğine, davacı ve satıcının aynı çalışma alanında 100 dönümden fazla yer kazanmayacakları gözönünde tutularak 303 parsel numarasıyla tespit edilen miktarın gözönünde tutulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy