(4721 S. K. m. 891) (1086 S. K. m. 414)
Dava: S. Şeref ile C. Meydan ve İ. Meydan aralarındaki zilyetliğin korunması davasının reddine dair Serik Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 03.11.2004 gün ve 485/874 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Hazineye ait 773 ve 778 parsellere vekil edeninin uzun yıllara dayanan zilyetliğinin bulunduğunu, davalıların müdahale ettiğini, vekil edeninin zilyetliğinin korunmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı İ. vekili, vekil edeni davalının bu taşınmazları babası C. Meydan'dan satın aldığını, zilyet olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen kesin süreye rağmen keşif ücretinin yatırılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TMK. nun 891 ve devamı maddelerinde belirtilen zilyetliğin korunması davasıdır.
Mahkemece,13.11.2003 günü keşif yapılmış, davacı ve davalı taraf tanıkları dinlenmiş teknik bilirkişiye dava konusu yerin krokideki konumu tespit ettirilmiştir. Davacı 17.12.2003 tarihli yargılama oturumunda yeniden keşif isteğinde bulunmuş, istek kabul edilerek 3.11.2004 günlü oturumda keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılması için davacıya kesin süre verilmiştir.
Yeniden keşfin yapılmasını isteyen davacıya süre ve imkan tanınması, HUMK. nun 414.maddesi gereğince yapılmasını istedikleri işlemlerin giderlerini, tanık, mahalli bilirkişi, mahkeme heyeti yolluğu, teknik bilirkişi ücretleri ile diğer giderlerin tek tek belirlenerek toplamının mahkemece belirlenecek süre içinde vezneye yatırılması istenmeli, yatırılmamasının sonuçları ihtar edilmeli, tüm bunlar usulüne uygun yerine getirildiği takdirde kesin süreye uyulmamanın yaptırımı uygulanmalıdır.
Somut olayda keşfin yapılması için mahkemece alınan ara kararı HUMK. nun 414. maddesine uygun değildir. Keşif giderleri tam olarak açıklanıp miktarları belirlenmediği gibi, yatırılacağı süre de açıklanmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kaldı ki mahkemece evvelce keşif yapılıp taraf tanıkları dinlenmiştir. İkinci kez keşif, kesin süre içinde masraf yatırılmadığı için yapılamadı ise de; dosyadaki mevcut deliller ile davacının talebi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekir idi.
Mahkemece yapılacak iş, davacı ve davalı taraf delillerini toplayıp iddia ve savunma çerçevesinde bir karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 10,10 YTL. nin peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy