(1086 S. K. m. 445)
Dava: Erdem Ü. ve müşterekleri ile Hazine ve A. Ergün aralarındaki iade-i muhakeme davasının reddine dair Sarıyer 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.09.2004 gün ve 388/462 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi Erdem Ü. vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31.05.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Erdem Ü. vekili Avukat N. Erdem ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat A. Örücü geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulananların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Erdem Ü. vekili, Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.06.1993 gün, 1988/1202 esas, 1993/295 karar sayılı hükmünün yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı A. Ergün vekili, isteğin reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin bulunmadığı gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Erdem Ü. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Erdem Ü. vekili, dava konusu 899 ada 30 ve 31 parsellerin vekil edeninin miras bırakanı Hüseyin oğlu S. Ali'den kaldığını ileri sürerek dava açmış, miras bırakan S. Ali'nin dosya arasındaki mirasçılık belgesinde isimleri geçen tüm mirasçıları açılmış bulunan davaya katılmak ve olur vermek suretiyle dava koşulu yerine getirilmiş, yargılama yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Davacı Erdem Ü. vekili, kadastro tespitinden önce ölen S. Ali adına tespit ve tescil edilen 899 ada 30 ve 31 parsellerin tapu kayıtlarının iptal ve tescili için davalı A.'in açtığı davadan haberlerinin bulunmadığını, kayıt maliki S. Ali'nin ölü olduğunu bildiği halde bu hususu gizlediğini, bu şekilde ölü kişi aleyhine açılan davaya ilişkin dava dilekçesi ve hükmün ilanen tebliğ edildiğini belirterek yukarıda tarih ve sayısı yazılı hükmün yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılmasını istemiştir.
Kadastro beyannamelerine göre 899 ada 30 ve 31 parseller zilyetliğe dayanılarak 22.10.1956 tarihinde ölü olduğu açıklanmak suretiyle Hüseyin oğlu S. Ali adına tespit edilmiş, tutanaklar 13.05.1957 tarihinde kesinleşmiştir. Mirasçılık belgesine göre kayıt maliki S. Ali'nin 1290 yılında öldüğü belirlenmiştir.
Görülmekte olan davanın davalısı A. Ergün'ün dava konusu 899 ada 31 ve 30 parseller yönünden Hazine, Sarıyer Belediye Başkanlığı ve ölü kayıt maliki S. Ali aleyhine açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasında, kayıt malikinin ölü olması nedeniyle dava dilekçesi ve sonuçta verilen hüküm ilanen tebliğ edilmek suretiyle kayıtların iptal ve tesciline karar verilmiş ve hüküm kesinleştirilmiştir. Az önce de belirtildiği üzere mirasçılık belgesi ve kadastro beyannamesindeki açıklamalara göre kayıt maliki S. Ali tespit ve dava tarihinden önce ölü bulunmaktadır. Hemen belirtelim ki, ölü kişi adına kadastro tespitinin yapılmış olması 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29.maddesine uygundur. Bu şekilde tespit yapılması mümkün ise de, TMK. nun 28.maddesi hükmü uyarınca ölüm ile kişilik son bulduğundan ölü kişi bir hakkın aktif veya pasif süjesi olamayacağından ölü kişi adına dava açılamayacağı gibi aleyhine de dava açılamaz. Ölü kişi aleyhine açılmış bulunan bir davaya mirasçılarının davaya dahil edilmek suretiyle davanın yürütülmesi usulen mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar karşısında davalı A.'in Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinde ölü kişi aleyhine dava açması ve ilanen tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması kanuna aykırıdır. Yenilenme yoluyla ortadan kaldırılması istenen davada davacı A.'in hile ve hud'a kullanmak suretiyle taraf teşkilini sağladığı hususunda taraf delilleri toplanılmamıştır. Gerçekten de HUMK. nun 445.maddesinin 7.bendinde belirtildiği üzere lehine hüküm verilen kimsenin hükme etkili bir hile veya hud'anın kullanılmış olması bu yolda sonuç elde edilmesi yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Az önce de açıklandığı üzere somut olayda davacıların ve davalının karşı delilleri toplanılmadan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Açıklandığı şekilde HUMK. nun 445.maddesinin 7.bendi çerçevesinde hükmün alınmasına etkili bir hile ve hud'anın kullanılmış olup olmadığı yönünde taraflara delillerini göstermek üzere süre ve imkan tanınması, gösterecekleri delillerin toplanarak birlikte değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL Avukatlık ücretinin davalı A. Ergün'den alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacı Erdem Ü.'ye verilmesine ve 26,50 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy