(3402 S. K. m. 14)
Dava: F. Kayhan ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kulu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 03.02.2005 gün ve 1193/55 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 175 ada 50 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
19600 m2 yüzölçümü sahip 50 parselin kadastro tutanağında, 11.11.1961 gün 416 numaralı tapu kaydına dayanılarak 7.8.1992 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı vekili, belirtmeden önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar belirtmeden önceki 20 seneyi aşkın zilyetlikten haber vermeleri üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Dava konusu parsel 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu uyarınca faaliyet gösteren 46 nolu Toprak Komisyonunca, 2715 belirtmelik numaralı parsele uygulanan 1938 tarih, 1883 tahrir numaralı vergi kaydının miktar fazlası olması nedeniyle tespit edilmiştir. Davacının kayınpederi Tahir Kayhan adına yazılı vergi kaydının doğu, kuzey ve güneyi hali olarak yazılıdır. Vergi kaydı kadar miktar toprak komisyonunca 2715, kadastroca da 51 parsel numarasıyla kayıt malikleri ve zilyetleri adına tespit edilmiştir. Kayıtta hali sınır nedeniyle miktar fazlası olarak yazılmış, yerel bilirkişi ve tanıklar sınırında hali yer bulunmadığını bildirmişler ise de, komisyonca düzenlenen paftada 2822 parsel Aşağı Balcahisar yaylak yeri olarak belirtilmiştir. Bu durumda kayıtta geçen hali sözcüğünün yaylak anlamında kullanılıp kullanılmadığının, sınırında yaylak bulunup bulunmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu husus üzerinde durulmadan ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Bundan ayrı Kadastro Kanununun 14. maddesi doğrultusunda miktar araştırmasına esas olmak üzere o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğüne yazılan tezkere cevabı alınmadan ve miktar araştırması gereği gibi yapılmadan hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy