(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: M. Aksu ile Hazine ve Bozdağ Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Ödemiş 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.11.2004 gün ve 185/634 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine ve Bozdağ Belediye Başkanlığı vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, kazanma koşullarının oluşmadığını, davalı Bozdağ Belediyesi vekilleri, davacının dava tarihinden 10-12 sene kadar önce dava konusu taşınmazlar üzerinde tasarrufta bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, 08.12.2003 günlü krokide A harfi ile gösterilen 4908,78 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve Bozdağ Belediye vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, taşınmazın hangi nedenle ve tarihte tespit dışı bırakıldığı sorulmamıştır. Davacı vekili, hükmen vekil edeni adına tescil edilen 314 parselle birlikte dava konusu taşınmazı 30.04.1980 tarihinde Bozdağ Belediyesi'nden satın ve devraldığını bildirmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu yerin öncesi itibariyle taşlık ve kayalık bir yer olduğunu, davacının iş makineleri ile üzerindeki kayalıkları temizlediğini ve toprak dökmek suretiyle tarım arazisi haline getirdiğini açıklamışlardır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinin son fıkrası hükmüne göre; il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda bu madde hükmünün uygulanmayacağı belirtilmiştir. Başka bir anlatımla; anılan hükümle imar planı kapsamında kalan bir yerin imar ve ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Davacı vekili, dava konusu taşınmazı 1980 yılında encümen kararına dayanarak vekil edeninin davalı belediyeden satın aldığını ileri sürdüğüne göre, o tarihte taşınmazın Belediye sınırları içerisinde bir yer olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, mahkemece bu yön de araştırılmamıştır. Öncelikle, taşınmazın hangi tarihte belediye imar planı içerisine alındığı hususunun belirlenmesi, imar planı içerisinde kalan bir yerin imar ve ihya yolu ile kazanılamayacağının düşünülmesi, ihya olgusunun yapıldığı tarihte imar planı içinde kalan bir yer değil ise imar planının içerisine alındığı tarihe kadar Kadastro Kanununun 14. maddesindeki kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin araştırılıp belirlenmesi gerekir. Diğer yönden, kayalık bir yerin ihyası mümkün olmadığı gibi, toprak taşımak suretiyle tarım arazisi haline getirilmesi de ihya sayılmaz. Komşu parsellere ait kadastro tutanaklarına göre de, bu yerin 1984 yılında tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, tespit dışı bırakılan bir yerin ihya veya zilyetlik yoluyla tapuya tesciline karar verilebilmesi için tespit dışı bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekir. Somut olayda; komşu parsellerin tespitlerinin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar da kazanma süresi geçmemiştir. Yukarıda belirtilen bilgilerin ışığı altında gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine ve Bozdağ Belediye vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11, 20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden Belediye Başkanlığına iadesine 28.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy