(3402 S. K. m. 14)
Dava: M. Efe ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Seferihisar Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.10.2004 gün ve 313/327 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 4735 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu parsele ait tutanağın kesinleştiği 13.03.1989 tarihinden 15.10.2003 dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 4735 parselin esası 536 parseldir. 536 parsele ait kadastro tutanağında 4.11.1967 gün ve 13 numaralı tapu kaydına dayanılarak 15.9.1976 tarihinde Celal İ. ve ve arkadaşları adına tespit edilmiş, Hazine F. Gültaş vekilinin süresinde Seferihisar Kadastro Mahkemesine açmış oldukları tespite itiraz davası sonunda 18.7.1984 gün 85/157 esas ve karar sayılı hükümle tespitin iptaline, Hazine adına tesciline karar verilmiş, bu hüküm 13.3.1989 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili, vekil edeninin 1977 yılından itibaren taşınmaza zilyet olduğunu açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmaz kadastro tutanağında tarih ve sayısı yazılı tapu kaydına dayanılarak tespit edildiği yazılı ise de, Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında bu yerin tapu kaydının dışında kalan Mübadil Rumlardan kalan bir yer olduğu belirlenmiştir. Mübadil Rumlardan kalan yerler kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerler olup böyle bir yerin niteliği değiştirilmedikçe kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmaz.
Davacının dilekçedeki açıklamalara göre zilyetliğinin başlangıç tarihi tespit tarihinden sonraki bir döneme rastlamaktadır. Tespitten sonraki sebep bakımından süreye bağlı olmaksızın her zaman dava açılması mümkün ise de, taşınmazın Mübadil Rumlardan kaldığı belirlendiğine göre böyle bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olmaz. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,10 YTL.'nın temyiz edenden alınmasına, 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy