(4721 S. K. m. 683)
Dava: Abdullah K. ve F. Dilekli ile Mehmet Emin K. ve Şerife K. aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Ermenek Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.10.2004 gün ve 86/271 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, Ermenek İlçesi, Tepebaşı Köyünde bulunan taşınmazın babaları Ali K.'nın sağlığında yapmış olduğu hibe ve taksimle 2 odasını kendilerine verdiğini, bu evin tamamında davalıların işgali bulunduğunu, aynı şekilde Ç. mevkiinde bulunan taşınmazı da babalarının sağlığında çocukları arasında taksim ettiğini, davalıların bu taşınmaz üzerinde hakkı bulunmadığını açıklayarak müdahalesinin men'ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şerife, dava konusu evin tamamını 1987 yılında kayınpederi Ali K. tarafından kendisine hibe edildiğini, diğer Ç. mevkiindeki taşınmaz bakımından murisin ölümünden sonra aralarında takas yaptıklarını, davacılara verdikleri yeri kendilerine iade ettikleri takdirde dava konusu yeri de kendilerinin davacılara iadeye hazır olduklarını savunmuştur.
Diğer davalı Mehmet Emin, davalı Şerife'nin beyanlarına aynen katıldığını, dava konusu evin karısına babası tarafından hibe edildiğini savunmuştur.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlardan Köyiçi mevkiinde bulunan ev ve bahçenin 22.07.1987 günlü hibe senediyle davalılardan Şerife K.'ya verildiği anlaşıldığına göre muris Ali K.'nın bu taşınmazla ilgili önceki tasarruflarını iptal ederek ev ve bahçesini gelini Şerife'ye hibe ettiği anlaşıldığına, davacıların da dinlettikleri tanıkların davacıların iddialarını doğrulayacak biçimde beyanda bulunmamaları karşısında yerel mahkemenin bu taşınmaz bakımından davayı reddetmesi doğru olmaktadır. Davacı vekilinin bu taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu kısmının onanmasına,
Dava konusu Ç. mevkiindeki taşınmazın tamamının davalılardan Mehmet Emin K.'nın zilyetliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı şahitleri, bu taşınmazın taksim edilmediğini ifade etmişlerdir. Ancak, dosya arasında bulunan 26.09.1978 tarihli hibe ve taksim senedine göre, murisin sağlığında Ç. mevkiindeki taşınmazı mirasçıları arasında taksim ettiği anlaşılmaktadır. Davalılar, taksim senedinin aksine davacıların murisin ölümünden sonra aralarında yaptıkları taksimle hibe senedinde yazılan yerleri takas ettiklerini ileri sürmüşler ise de, takasa konu edilen yerle ilgili herhangi bir delil ve belge getirememişlerdir. Bu durumda murisin sağlığında yaptığı 26.09.1978 tarihli hibe ve taksim senedine değer vermek gerekirken, davalıların muristen kalan ve hibe ve taksim suretiyle davacıların da hakkı bulunan taşınmaz üzerinde tek başına sürdürdükleri zilyetliğe değer verilmesi doğru değildir. Ç. mevkiindeki bu taşınmaz bakımından davacılar Fadime ve Abdullah'a murisin sağlığında yapmış olduğu 26.09.1978 tarihli hibe ve taksim senedine göre kalan yerin mahallinde yapılacak keşifte belirlenmesi bu kısma vaki davalıların müdahalesinin men'ine karar verilmesi gerekirken bu taşınmaz yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Ç. mevkiinde bulunan taşınmaza ilişkin hüküm bölümünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy