(6831 S. K. m. 17)
Dava: H. Şen ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair Vize Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.12.2004 gün ve 187/305 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 110 ada 19 ve 20 parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 20 parsel hakkındaki davanın vazgeçme nedeniyle reddine, 19 parsel hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6900 m2 yüzölçümüne sahip 19 parsele ait kadastro tutanağında, 1967 yılında kesinleşen orman sınırlama haritasında kültür arazisi olarak belirlendiği, halen M. Bakar'ın tasarruf ve zilyetliği altında bulunduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 2.12.1993 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın vekil edeninin kayınbabası M. Bakar'dan kızı Zehra'ya ondan da eşi davacı H. Şen'e geçtiğini belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar davacı ve eşi Zehra ile M. Bakar'ın 20 yıldan fazla süreyle tasarrufta bulunduğunu bildirmeleri üzerine mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın davacıya eşi Zehra'dan nasıl geçtiği dava dilekçesinde belirtilmediği gibi yerel bilirkişi ve tanıklarda herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Bu husus üzerinde durulması, geçiş miras sebebiyle olmuşsa taksim olup olmadığının, taksim yok ise dava koşulunun gözetilmesi gerekmektedir. Bundan ayrı, taşınmazın ormanla olan ilgisinin belirlenmesi bakımından da yapılan araştırma noksandır. Dosyadaki bilgilere göre yetkili orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritalar hüküm tarihinden sonra dosya arasına konulmuştur. Ormancı bilirkişi, sınırlama haritası ve memleket haritası, amenajman planları ve mescere haritalarını uyguladığını raporunda açıklamış ise de, bu belgelerde bulunmamaktadır. Tüm bu yönler gözönünde tutularak kesinleşmiş sınırlama ve nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarmaya ilişkin harita ve tutanakların getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla yerlerine uygulanması, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, ormancı bilirkişi taşınmazın orman içi açıklık olduğunu belirtmiş olduğuna göre 6831 sayılı Orman Kanununun 17. maddesi hükmü uyarınca kazanmaya engel bir durumun bulunup bulunmadığının belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Kabul şekline göre de, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy