(3402 S. K. m. 18)
K. A. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Siverek Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 08.10.2004 gün ve 249/605 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, satın alma ve eklemeli 50 seneyi aşkın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 206 ada 2 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm özet olarak; dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı hususunun araştırılıp belirlenmesi gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde, bozma doğrultusunda inceleme yapılmadan yeniden hüküm kurulmuştur. Yargıtay bozma ilamına uyulmakla, ilgilileri yönünden usulü kazanılmış hak doğar ve mahkemece bozmada gösterilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılıp hüküm verme yükümlülüğü doğar. Dava konusu 206 ada 2 parsel, aynı ada 1 parsele uygulanan 1986 tarih ve 25 nolu tapu kaydı ile geldisi olan Kanunu evvel 1333 tarih 82 nolu tapu kaydının nizalı taşınmaz yönünü Atiki Ohannes okuması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Açıklandığı üzere; 1 parsele revizyon gören tapu kaydı kaçak ve yitik kişi ismini sınır olarak göstermektedir. Bu durumda, dava konusu taşınmazın tapu kaydında ismi geçen kaçak ve yitik kişiden kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekir. Gerçektende kaçak ve yitik kişilerden kalan taşınmazlar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesi hükmü uyarınca Hazineye intikal eden yerlerden olup nitelikleri değiştirilmedikçe zilyetlik veya başka bir yolla kazanılması mümkün olmaz. Bozmadan önce dinlenen yerel bilirkişiler bu konuda herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Bozmada taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı hususuna işaret edildiğine göre bu hususun davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacı vekili dava dilekçesinde tanık deliline dayandığına göre kendisine tanıklarını liste halinde göstermek üzere süre ve imkan tanınması, komşu parsellere ait kadastro tutanağı ve mevcutsa dayanak belgelerin getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmazın başında keşif yapılması, bu yerin kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığının kendilerinden sorulup belirlenmesi, komşu parsellere ait belgelere göre dava konusu taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekirken Kaymakamlıkça bildirilen yerel bilirkişilerin yargılama oturumunda dinlenilmek suretiyle onların sözlerine dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy