(3402 S. K. m. 12, 16)
Dava: Abdullah Türkay ile Hazine, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Gökçehöyük Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Gölbaşı/Ankara Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.12.2004 gün ve 37/842 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, satın alma ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tescilini istemiş, yargılama sırasında dava konusu yerin 1079 parsel kapsamında kaldığının belirlenmesi üzerine, davanın sınırlandırmanın iptali olarak yürütülmesini ileri sürmüştür.
Davalı Hazine vekili ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı dava konusu yerin zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı köy tüzel kişiliği yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, orta malı yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Az öncede açıklandığı üzere dava tescil davası olarak açılmış ise de, yapılan keşifte dava konusu yerin 1079 parsel kapsamında kaldığı belirlenmiştir. 1079 parsele ait kadastro tutanağında 1920 yılından beri köy sulakiye yeri olduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine, köy sulakiyesi olarak tespit edilmiş, Remiye Atak ve arkadaşlarının süresinde Ankara Tapulama Mahkemesine açmış oldukları tespite itiraz davasının yargılamasının devamı sırasında itirazlarından feragat etmeleri üzerine 5.3.1971 gün 326/632 esas ve karar sayılı hükümle davacıların vazgeçme sebebiyle itiraz etmemiş sayılmalarına, tutanak ve eklerinin Tapu Sicil Müdürlüğüne tevdiine karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeksizin 12.5.1971 yılında kesinleşmiştir.
Davacı vekili, vekil edeninin bu yeri 1963 yılında satın ve devraldığını, üzerine ev yaptığını, o tarihten beri zilyetliğini sürdürdüğünü bildirmiştir. Kadastro tutanağındaki açıklamalara göre dava konusu yer 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi hükmü uyarınca orta malı mer'a olarak sınırlandırılmış, bu sınırlandırmaya dayanılarak kamu orta malları siciline kaydı yapılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin 3. fıkrasında tutanakta belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz denilmiştir. Somut olayda; davacı satın alma yoluyla kendisine geçen tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Az öncede belirtildiği üzere dava konusu parsele ait tutanak 12.5.1971 tarihinde kesinleşmiştir. Tutanağın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunmaktadır. Anılan maddede belirtilen hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup sürenin geçmesi ile dava hakkı düşer. Diğer yönden bu süre emredici nitelikte olup tüm iddia ve def'ilerden önce nazara alınması gerekir. Davanın öncelikle bu nedenle reddine karar verilmesi gerekmektedir. Diğer yönden mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere sulak yeri olarak kullanılan orta malı bir yerin niteliği kanunlarda belirtilen yetkili organlarca değiştirilmedikçe kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmaz. Tüm bu açıklamalar karşısında davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 25.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy