(3402 S. K. m. 13)
Dava: Adile Sümer ile Belek Belediye Başkanlığı ve Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Serik 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.10.2004 gün ve 157/104 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi Belek Belediye Başkanlığı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31.05.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Belek Belediye Başkanlığı vekili Avukat Nuryüz Kutlu ve Hazine vekili Avukat Armağan Örücü ve karşı taraftan Adile Sümer vekili Avukat Ali Sülek geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tespitten önceki 40 seneyi aşkın kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 1986 ada, 8 parselin tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Belediye Başkanlığı vekili, dava konusu taşınmazın hayvanların otlatıldığı, boşluk niteliğinde bir yer olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ve Belediye Başkanlığı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1986 ada 8 parsele ait tapu kaydı 26.09.1996 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu oluşturulmuştur. Dava konusu taşınmaz bölümünün mer'a olduğu savunulmuş ise de, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen rapordaki açıklamalara göre bu yer 215 parsel dışında kalan bir yerdir. 215 parsel 1952 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında orta malı mer'a olarak sınırlandırılmış, 26.03.1996 tarihinde yapılan uygulama sonucu 413 parsel numarasını almıştır. Bu yer 215 mer'a parselinin içinde kalmış olsa dahi öncesi itibariyle mer'a olduğu anlamına gelmez. Bu hususların yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi gerekir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1952 yılında hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı araştırılıp belirlenmemiştir. Az öncede açıklandığı üzere; imar uygulaması sırasında yararlanılan paftaya göre, bu yerin yol ve meydan niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Tüm bu açıklamalar göz önünde tutularak dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliğinin Kadastro Müdürlüğünden sorulması, pafta getirtilmek suretiyle gerekirse bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak niteliğinin belirlenmesi, komşu parsellere ait kadastro tutanağı ve mevcutsa dayanak belgelerin getirtilip dosya arasına konulması ondan sonra yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla bu belgelerin yerlerine uygulanması, belge ve uygulamalar karşısında taşınmazın kazanılıp kazanılmadığının araştırılması, yol ve meydan niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yer ise, terk edilmedikçe veya eylemli olarak yol ve meydan olmaktan çıkarılmadıkça kazanılmayacağının düşünülmesi, hiç yol ve meydan olmayan bir yer ise o taktirde şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu açıklamaları içeren bir araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine ve Belek Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazine ve Belek Belediye Başkanlığına verilmesine, 590,50 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden Belek Belediye Başkanlığına iadesine, 31.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy