(4721 S. K. m. 683)
Dava: Emine D. ile İrfan T. aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Göynük Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.07.2004 gün ve 105/132 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazına davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalının tel örgü çektiği 28.6 ve fırın duvarını yaptığı 1.4 m2'lik yerlere yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TMK. nun 683. maddesi uyarınca ayni hakka dayalı müdahalenin önlenmesine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde, davalının, sınırlarını açıkladığı taşınmazın bir kısmına arpa ekmek, bir bölümüne tel çekmek ve bir kısmına da fırın yapmak suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek el atmanın önlenmesini istemiştir. Karara esas alınan teknik bilirkişi Çetin S.'a ait 19.03.2004 tarihli krokisi ölçeksiz olup, infazda duraksamaya yol açacağı gibi davalının müdahalede bulunduğu yerlerde anlaşılır ve denetlenebilir nitelikte olmadığı, çizgi halinde gösterildiği buna bağlı olarak mahkeme hükmünün de infazda duraksamaya neden olacağı saptanmıştır. Davalı vekilinin de temyiz dilekçesinde açıkladığı gibi 20x15=3 m2'lik yer krokide ve mahkeme kararında 30 m2 olarak gösterilmiştir. Hesap hatası olduğu açıktır. 25.05.2004 tarihli ek raporda da yine hesap hatası yapıldığı anlaşılmıştır. Bu yönüyle de verilen kararın infazı zorlaşmaktadır. Ayrıca tecavüzlü yerler teknik bilirkişice krokisinde geometrik şekillerle gösterilmemiştir. Krokinin ölçeğinin de mutlaka belirlenmesi gerekir. Davalı İrfan T.'nin dayandığı 25.08.2003 tarihli harici satış senedi de teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanıp yeri tam olarak belirlenmemiştir. Bu bakımdan mahkemece yapılacak iş, öncelikle davalının müdahale ettiği yerlerin davacıdan sorularak belirlenmesi, harici satış senedinin teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanması, ayrıca davalının müdahale ettiği yerlerin olup olmadığının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, beyanlar gözetilerek müdahale edilen yerler var ise, teknik bilirkişiye krokisi üzerinde geometrik şekillerle ve ebatlı olarak gösterilmesinin sağlanması, krokinin infazda duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açık ve ölçekli olarak düzenlenmesinin istenilmesi, hesaplamaların doğru biçimde yapılmasının gözetilmesi, ondan sonra ortaya çıkacak hukuksal durum karşısında deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davacı ile davalı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10, 10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 07.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy