(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Selahattin Cura ve müşterekleri ile Hazine, Orman Genel Müdürlüğü, Menteş Köyü Tüzel Kişiliği ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Milas l. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.12.2004 gün ve 176/88 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili, Orman Genel Müdürlüğü vekili ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, miras yoluyla intikal, satın alma, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, tescil konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden, Orman Genel Müdürlüğü vekili, orman sayılan yerlerden bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davaya dahil edilen Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, karayoluna herhangi bir müdahalenin olmadığını açıklamıştır.
Mahkemece, 3800 m2 yerin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazın TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri hükümleri uyarınca tescili isteğine ilişkindir.
Komşu parsellere ait kadastro tutanakları Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısındaki bilgilere göre dava konusu taşınmaz 1963 yılında çalılık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Davacılar, dava konusu yerin önceki malik Osman Balcı tarafından imar ve ihya edilerek 1985 yılında miras bırakanları Sultan'a satılıp devredildiğini, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu bildirmişler, yerel bilirkişi ve tanıklar iddiayı doğrular mahiyette anlatımda bulunmuşlardır. Ziraatçı uzman bilirkişi taşlık yapıda bulunan taşınmaz üzerinde aşılanmış mahsuldar zeytinler yanında henüz aşılanmamış delicelikler bulunduğunu, ormancı bilirkişi 1965 yılında yapılıp 1966 yılında kesinleşen orman sınırlama hattının dışında orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklaması üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığı Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmamıştır. Taşınmazın sınırından Devlet karayolu geçmekte olup, uzman bilirkişi aracılığıyla yolun bu bölümüne ait mevcutsa kamulaştırma belgeleri uygulanmak suretiyle yola bir elatmanın olup olmadığı araştırılmamıştır. Bunlardan ayrı, ormancı bilirkişinin raporu da hüküm vermeye yeterli değildir. Yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca düzenlenen sınırlamaya ilişkin harita ve belgeler getirtilmemiştir. Ormancı bilirkişinin raporuna eklediği belgeler de yetersizdir. Raporun içeriğine göre taşınmazın ormanla olan ilgisinin belirlenmesi yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme de eksiktir.
Davada vergi kaydı gibi bir belgeye dayanılmadığına, satış tarihinden dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan bağımsız 20 yıllık süre geçmemiş bulunduğuna göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmü gözönünde tutularak miras bırakan Sultan ile satıcı Osman adına aynı çalışma alanında tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğü vekillerinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 51,30 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden Orman Genel Müdürlüğüne ve Karayolları Genel Müdürlüğüne ayrı ayrı iadelerine 01.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy